9786059955256
818413
https://www.kitapova.com/ahmediyye
Ahmediyye
335.50
Hamdullah Hamdî, 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın başlarında Osmanlı Türkçesinin kuruluş devri olarak bilinen dönemde eser veren bir şairdir. Bu yüzyıl, Türkçenin Anadolu sahasında ilim ve sanat dili olarak kudretini kazandığı ve olgun edebî mahsullerin verilmeye başlandığı bir dönemdir. Anadolu'da gelişen mesnevi edebiyatının meşhur simalarından olan Hamdullah Hamdî, hamse sahibi bir şairdir. Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ vü Mecnûn, Ahmediyye, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü'l-uşşâk mesnevilerinden oluşan Hamse'siyle haklı bir şöhret bulan Hamdullah Hamdî, Hamse'sini mevlit türünde bir mesneviyle taçlandırarak mevlit şairi vasfına da sahip olmuştur. Hamdullah Hamdî'nin mevlit türünde kaleme aldığı mesnevisi Ahmediyye'dir.
Klasik Türk edebiyatının telif veya tercüme çok sayıda eserle zenginleştiği 15. yüzyılda, mesnevi nazım şekliyle kaleme alınan eserlerin mühim bir yeri vardır. Türk mesnevi edebiyatının ilk büyük tekamül devresini teşkil eden bu yüzyılda, önemli mesnevi şairleri yetişmiştir. Özellikle İran'ın önde gelen şairleri gibi hamse sahibi olabilmek arzusu dönemdeki Türk mesnevi şairlerinin hemen tümünde görülür.
Biyografik kaynakların 15. yüzyıl Anadolu sahasında hamse sahibi olarak adını andığı şairlerin başında Hamdullah Hamdî yer almaktadır. Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ vü Mecnûn, Ahmediyye, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü'l-uşşâk mesnevilerinden oluşan Hamse'siyle haklı bir şöhret bulan Hamdullah Hamdî, Hamse'sini mevlit türünde bir mesneviyle taçlandırarak mevlit şairi vasfına da sahip olmuştur.
Hamdullah Hamdî'nin mevlit türünde kaleme aldığı mesnevisi Ahmediyye'dir. 15. yüzyılın başında Süleyman Çelebi'nin Vesîletü'n-necât'ı ile başlattığı mevlit çığırının asrın sonundaki örneklerinden biri olan eser, 1494 yılında tamamlanmıştır. Zamanla Mevlid adıyla da anılır hâle gelmiş olan Ahmediyye, Vesîletü'n-necât derecesinde ilgiyle karşılanmamışsa da tezkireler ve benzeri biyografik kaynaklarda adı anılan bir eserdir. Nitekim, Tezkire müellifi Latîfî: "... Meger ki mevlid kitâblarında buna nazîr mevlid, merhûm Hamdî Çelebi mevlidi ola ..." cümlesiyle Ahmediyye'ye Süleyman Çelebi'nin meşhur Mevlid'i yanında yer alabilecek bir kıymet izafe etmektedir.
Mevlit-mekân Bursa'nın manevi ikliminin tesiriyle başlayan mevlit araştırmalarımız esnasında dikkatimizi çeken Latîfî'nin söz konusu cümlesinden hareketle, üzerinde yoğunlaştığımız Ahmediyye'nin varlığı bilinen nüshalarına rağmen -yalnız bir nüshası esas alınarak ortaya konan dil incelemesi dışında (Şirin, 2007)- henüz tenkitli bir metninin neşredilmediğini gördük. Türk halkının yüzyıllardır ayrı bir önem atfettiği mevlit metinlerinin çalışma konusu edilmesinin kültür tarihimiz açısından olduğu kadar mevlit türünün tekâmülü ve muhtevasının saptanması açısından da faydalı olacağına kuşku yoktur. Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye adlı mesnevisini ele alış gayemizin esasını bu teşkil etmiş, çalışmamızın asıl konusunu da eserin tenkitli metnini yayımlamak oluşturmuştur. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır.
Çalışmanın birinci bölümünde hakkında yapılan araştırmalardan yararlanılarak Hamdullah Hamdî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine ilişkin bilgiler verilmiş, ikinci bölüm Ahmediyye'nin tanıtılmasına ayrılmıştır. Üçüncü bölümde eserin şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuş, dördüncü bölümde de Süleyman Çelebî'nin Vesiletü'n-Necât'ı ile Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye'si karşılaştırılmıştır. Sonuç ve kaynakçanın ardından beşinci bölümde Ahmediyye'nin yazma nüshalarının tasnifi yapılmış, tenkitli metnin hazırlanışıyla ilgili açıklamalarda bulunulmuş ve eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Tenkitli metnin sonuna manzum metinde yer alan kelimelerden oluşan bir dizin eklenmiştir.
Uzunca bir zamandır muhtelif aralıklarla üzerinde çalıştığımız eserin hazırlanma sürecindeki yönlendirmeleri ve teşvikleri dolayısıyla muhterem hocam Prof. Dr. Bilal Kemikli'ye, desteklerinden ötürü Prof. Dr. Kazım Yodaş'a, Prof. Ayşe Saraçgil'e, katkıları dolayısıyla Yrd. Doç. Dr. Yasemin Ertek Morkoç'a, kıymetli arkadaşlarım ve meslektaşlarım Dr. Mustafa Uluocak, Kenan Özçelik ve Dr. Mutlu Gül'e müteşekkirim. Ve nihayet, çalışmalarım esnasında desteğinden her her daim güç aldığım eşim Funda Eroğlu'na gönülden teşekkür ederim.
Süleyman Eroğlu
Mart 2015
Klasik Türk edebiyatının telif veya tercüme çok sayıda eserle zenginleştiği 15. yüzyılda, mesnevi nazım şekliyle kaleme alınan eserlerin mühim bir yeri vardır. Türk mesnevi edebiyatının ilk büyük tekamül devresini teşkil eden bu yüzyılda, önemli mesnevi şairleri yetişmiştir. Özellikle İran'ın önde gelen şairleri gibi hamse sahibi olabilmek arzusu dönemdeki Türk mesnevi şairlerinin hemen tümünde görülür.
Biyografik kaynakların 15. yüzyıl Anadolu sahasında hamse sahibi olarak adını andığı şairlerin başında Hamdullah Hamdî yer almaktadır. Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ vü Mecnûn, Ahmediyye, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü'l-uşşâk mesnevilerinden oluşan Hamse'siyle haklı bir şöhret bulan Hamdullah Hamdî, Hamse'sini mevlit türünde bir mesneviyle taçlandırarak mevlit şairi vasfına da sahip olmuştur.
Hamdullah Hamdî'nin mevlit türünde kaleme aldığı mesnevisi Ahmediyye'dir. 15. yüzyılın başında Süleyman Çelebi'nin Vesîletü'n-necât'ı ile başlattığı mevlit çığırının asrın sonundaki örneklerinden biri olan eser, 1494 yılında tamamlanmıştır. Zamanla Mevlid adıyla da anılır hâle gelmiş olan Ahmediyye, Vesîletü'n-necât derecesinde ilgiyle karşılanmamışsa da tezkireler ve benzeri biyografik kaynaklarda adı anılan bir eserdir. Nitekim, Tezkire müellifi Latîfî: "... Meger ki mevlid kitâblarında buna nazîr mevlid, merhûm Hamdî Çelebi mevlidi ola ..." cümlesiyle Ahmediyye'ye Süleyman Çelebi'nin meşhur Mevlid'i yanında yer alabilecek bir kıymet izafe etmektedir.
Mevlit-mekân Bursa'nın manevi ikliminin tesiriyle başlayan mevlit araştırmalarımız esnasında dikkatimizi çeken Latîfî'nin söz konusu cümlesinden hareketle, üzerinde yoğunlaştığımız Ahmediyye'nin varlığı bilinen nüshalarına rağmen -yalnız bir nüshası esas alınarak ortaya konan dil incelemesi dışında (Şirin, 2007)- henüz tenkitli bir metninin neşredilmediğini gördük. Türk halkının yüzyıllardır ayrı bir önem atfettiği mevlit metinlerinin çalışma konusu edilmesinin kültür tarihimiz açısından olduğu kadar mevlit türünün tekâmülü ve muhtevasının saptanması açısından da faydalı olacağına kuşku yoktur. Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye adlı mesnevisini ele alış gayemizin esasını bu teşkil etmiş, çalışmamızın asıl konusunu da eserin tenkitli metnini yayımlamak oluşturmuştur. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır.
Çalışmanın birinci bölümünde hakkında yapılan araştırmalardan yararlanılarak Hamdullah Hamdî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine ilişkin bilgiler verilmiş, ikinci bölüm Ahmediyye'nin tanıtılmasına ayrılmıştır. Üçüncü bölümde eserin şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuş, dördüncü bölümde de Süleyman Çelebî'nin Vesiletü'n-Necât'ı ile Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye'si karşılaştırılmıştır. Sonuç ve kaynakçanın ardından beşinci bölümde Ahmediyye'nin yazma nüshalarının tasnifi yapılmış, tenkitli metnin hazırlanışıyla ilgili açıklamalarda bulunulmuş ve eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Tenkitli metnin sonuna manzum metinde yer alan kelimelerden oluşan bir dizin eklenmiştir.
Uzunca bir zamandır muhtelif aralıklarla üzerinde çalıştığımız eserin hazırlanma sürecindeki yönlendirmeleri ve teşvikleri dolayısıyla muhterem hocam Prof. Dr. Bilal Kemikli'ye, desteklerinden ötürü Prof. Dr. Kazım Yodaş'a, Prof. Ayşe Saraçgil'e, katkıları dolayısıyla Yrd. Doç. Dr. Yasemin Ertek Morkoç'a, kıymetli arkadaşlarım ve meslektaşlarım Dr. Mustafa Uluocak, Kenan Özçelik ve Dr. Mutlu Gül'e müteşekkirim. Ve nihayet, çalışmalarım esnasında desteğinden her her daim güç aldığım eşim Funda Eroğlu'na gönülden teşekkür ederim.
Süleyman Eroğlu
Mart 2015
Hamdullah Hamdî, 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın başlarında Osmanlı Türkçesinin kuruluş devri olarak bilinen dönemde eser veren bir şairdir. Bu yüzyıl, Türkçenin Anadolu sahasında ilim ve sanat dili olarak kudretini kazandığı ve olgun edebî mahsullerin verilmeye başlandığı bir dönemdir. Anadolu'da gelişen mesnevi edebiyatının meşhur simalarından olan Hamdullah Hamdî, hamse sahibi bir şairdir. Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ vü Mecnûn, Ahmediyye, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü'l-uşşâk mesnevilerinden oluşan Hamse'siyle haklı bir şöhret bulan Hamdullah Hamdî, Hamse'sini mevlit türünde bir mesneviyle taçlandırarak mevlit şairi vasfına da sahip olmuştur. Hamdullah Hamdî'nin mevlit türünde kaleme aldığı mesnevisi Ahmediyye'dir.
Klasik Türk edebiyatının telif veya tercüme çok sayıda eserle zenginleştiği 15. yüzyılda, mesnevi nazım şekliyle kaleme alınan eserlerin mühim bir yeri vardır. Türk mesnevi edebiyatının ilk büyük tekamül devresini teşkil eden bu yüzyılda, önemli mesnevi şairleri yetişmiştir. Özellikle İran'ın önde gelen şairleri gibi hamse sahibi olabilmek arzusu dönemdeki Türk mesnevi şairlerinin hemen tümünde görülür.
Biyografik kaynakların 15. yüzyıl Anadolu sahasında hamse sahibi olarak adını andığı şairlerin başında Hamdullah Hamdî yer almaktadır. Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ vü Mecnûn, Ahmediyye, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü'l-uşşâk mesnevilerinden oluşan Hamse'siyle haklı bir şöhret bulan Hamdullah Hamdî, Hamse'sini mevlit türünde bir mesneviyle taçlandırarak mevlit şairi vasfına da sahip olmuştur.
Hamdullah Hamdî'nin mevlit türünde kaleme aldığı mesnevisi Ahmediyye'dir. 15. yüzyılın başında Süleyman Çelebi'nin Vesîletü'n-necât'ı ile başlattığı mevlit çığırının asrın sonundaki örneklerinden biri olan eser, 1494 yılında tamamlanmıştır. Zamanla Mevlid adıyla da anılır hâle gelmiş olan Ahmediyye, Vesîletü'n-necât derecesinde ilgiyle karşılanmamışsa da tezkireler ve benzeri biyografik kaynaklarda adı anılan bir eserdir. Nitekim, Tezkire müellifi Latîfî: "... Meger ki mevlid kitâblarında buna nazîr mevlid, merhûm Hamdî Çelebi mevlidi ola ..." cümlesiyle Ahmediyye'ye Süleyman Çelebi'nin meşhur Mevlid'i yanında yer alabilecek bir kıymet izafe etmektedir.
Mevlit-mekân Bursa'nın manevi ikliminin tesiriyle başlayan mevlit araştırmalarımız esnasında dikkatimizi çeken Latîfî'nin söz konusu cümlesinden hareketle, üzerinde yoğunlaştığımız Ahmediyye'nin varlığı bilinen nüshalarına rağmen -yalnız bir nüshası esas alınarak ortaya konan dil incelemesi dışında (Şirin, 2007)- henüz tenkitli bir metninin neşredilmediğini gördük. Türk halkının yüzyıllardır ayrı bir önem atfettiği mevlit metinlerinin çalışma konusu edilmesinin kültür tarihimiz açısından olduğu kadar mevlit türünün tekâmülü ve muhtevasının saptanması açısından da faydalı olacağına kuşku yoktur. Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye adlı mesnevisini ele alış gayemizin esasını bu teşkil etmiş, çalışmamızın asıl konusunu da eserin tenkitli metnini yayımlamak oluşturmuştur. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır.
Çalışmanın birinci bölümünde hakkında yapılan araştırmalardan yararlanılarak Hamdullah Hamdî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine ilişkin bilgiler verilmiş, ikinci bölüm Ahmediyye'nin tanıtılmasına ayrılmıştır. Üçüncü bölümde eserin şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuş, dördüncü bölümde de Süleyman Çelebî'nin Vesiletü'n-Necât'ı ile Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye'si karşılaştırılmıştır. Sonuç ve kaynakçanın ardından beşinci bölümde Ahmediyye'nin yazma nüshalarının tasnifi yapılmış, tenkitli metnin hazırlanışıyla ilgili açıklamalarda bulunulmuş ve eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Tenkitli metnin sonuna manzum metinde yer alan kelimelerden oluşan bir dizin eklenmiştir.
Uzunca bir zamandır muhtelif aralıklarla üzerinde çalıştığımız eserin hazırlanma sürecindeki yönlendirmeleri ve teşvikleri dolayısıyla muhterem hocam Prof. Dr. Bilal Kemikli'ye, desteklerinden ötürü Prof. Dr. Kazım Yodaş'a, Prof. Ayşe Saraçgil'e, katkıları dolayısıyla Yrd. Doç. Dr. Yasemin Ertek Morkoç'a, kıymetli arkadaşlarım ve meslektaşlarım Dr. Mustafa Uluocak, Kenan Özçelik ve Dr. Mutlu Gül'e müteşekkirim. Ve nihayet, çalışmalarım esnasında desteğinden her her daim güç aldığım eşim Funda Eroğlu'na gönülden teşekkür ederim.
Süleyman Eroğlu
Mart 2015
Klasik Türk edebiyatının telif veya tercüme çok sayıda eserle zenginleştiği 15. yüzyılda, mesnevi nazım şekliyle kaleme alınan eserlerin mühim bir yeri vardır. Türk mesnevi edebiyatının ilk büyük tekamül devresini teşkil eden bu yüzyılda, önemli mesnevi şairleri yetişmiştir. Özellikle İran'ın önde gelen şairleri gibi hamse sahibi olabilmek arzusu dönemdeki Türk mesnevi şairlerinin hemen tümünde görülür.
Biyografik kaynakların 15. yüzyıl Anadolu sahasında hamse sahibi olarak adını andığı şairlerin başında Hamdullah Hamdî yer almaktadır. Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ vü Mecnûn, Ahmediyye, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü'l-uşşâk mesnevilerinden oluşan Hamse'siyle haklı bir şöhret bulan Hamdullah Hamdî, Hamse'sini mevlit türünde bir mesneviyle taçlandırarak mevlit şairi vasfına da sahip olmuştur.
Hamdullah Hamdî'nin mevlit türünde kaleme aldığı mesnevisi Ahmediyye'dir. 15. yüzyılın başında Süleyman Çelebi'nin Vesîletü'n-necât'ı ile başlattığı mevlit çığırının asrın sonundaki örneklerinden biri olan eser, 1494 yılında tamamlanmıştır. Zamanla Mevlid adıyla da anılır hâle gelmiş olan Ahmediyye, Vesîletü'n-necât derecesinde ilgiyle karşılanmamışsa da tezkireler ve benzeri biyografik kaynaklarda adı anılan bir eserdir. Nitekim, Tezkire müellifi Latîfî: "... Meger ki mevlid kitâblarında buna nazîr mevlid, merhûm Hamdî Çelebi mevlidi ola ..." cümlesiyle Ahmediyye'ye Süleyman Çelebi'nin meşhur Mevlid'i yanında yer alabilecek bir kıymet izafe etmektedir.
Mevlit-mekân Bursa'nın manevi ikliminin tesiriyle başlayan mevlit araştırmalarımız esnasında dikkatimizi çeken Latîfî'nin söz konusu cümlesinden hareketle, üzerinde yoğunlaştığımız Ahmediyye'nin varlığı bilinen nüshalarına rağmen -yalnız bir nüshası esas alınarak ortaya konan dil incelemesi dışında (Şirin, 2007)- henüz tenkitli bir metninin neşredilmediğini gördük. Türk halkının yüzyıllardır ayrı bir önem atfettiği mevlit metinlerinin çalışma konusu edilmesinin kültür tarihimiz açısından olduğu kadar mevlit türünün tekâmülü ve muhtevasının saptanması açısından da faydalı olacağına kuşku yoktur. Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye adlı mesnevisini ele alış gayemizin esasını bu teşkil etmiş, çalışmamızın asıl konusunu da eserin tenkitli metnini yayımlamak oluşturmuştur. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır.
Çalışmanın birinci bölümünde hakkında yapılan araştırmalardan yararlanılarak Hamdullah Hamdî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine ilişkin bilgiler verilmiş, ikinci bölüm Ahmediyye'nin tanıtılmasına ayrılmıştır. Üçüncü bölümde eserin şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuş, dördüncü bölümde de Süleyman Çelebî'nin Vesiletü'n-Necât'ı ile Hamdullah Hamdî'nin Ahmediyye'si karşılaştırılmıştır. Sonuç ve kaynakçanın ardından beşinci bölümde Ahmediyye'nin yazma nüshalarının tasnifi yapılmış, tenkitli metnin hazırlanışıyla ilgili açıklamalarda bulunulmuş ve eserin tenkitli metnine yer verilmiştir. Tenkitli metnin sonuna manzum metinde yer alan kelimelerden oluşan bir dizin eklenmiştir.
Uzunca bir zamandır muhtelif aralıklarla üzerinde çalıştığımız eserin hazırlanma sürecindeki yönlendirmeleri ve teşvikleri dolayısıyla muhterem hocam Prof. Dr. Bilal Kemikli'ye, desteklerinden ötürü Prof. Dr. Kazım Yodaş'a, Prof. Ayşe Saraçgil'e, katkıları dolayısıyla Yrd. Doç. Dr. Yasemin Ertek Morkoç'a, kıymetli arkadaşlarım ve meslektaşlarım Dr. Mustafa Uluocak, Kenan Özçelik ve Dr. Mutlu Gül'e müteşekkirim. Ve nihayet, çalışmalarım esnasında desteğinden her her daim güç aldığım eşim Funda Eroğlu'na gönülden teşekkür ederim.
Süleyman Eroğlu
Mart 2015
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 335,50 | 335,50 |
| 2 | 167,75 | 335,50 |
| 3 | 111,83 | 335,50 |
| 4 | 83,88 | 335,50 |
| 5 | 67,10 | 335,50 |
| 6 | 55,92 | 335,50 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.