Hile - Aldatma - Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davaları (Ciltli)

Stok Kodu:
9786258658637
Boyut:
160-240-
Sayfa Sayısı:
1146
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-10
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
1.Hamur
Dili:
Türkçe
3.250,00
Havale/EFT ile: 2.762,50
9786258658637
819847
Hile - Aldatma - Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davaları (Ciltli)
Hile - Aldatma - Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davaları (Ciltli)
3250.00
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36. maddesi, hileyi irade bozukluğu sebeplerinden biri
olarak düzenlemektedir. Ancak hile nedeniyle gerçekleştirilen bir taşınmaz devri söz konusu
olduğunda mesele yalnız Borçlar Hukuku sınırları içerisinde kalmaz.
Uyuşmazlık; Türk Medenî Kanunu'nun tapu siciline, yolsuz tescile ve iyiniyetli üçüncü
kişinin korunmasına ilişkin hükümleriyle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat, delil,
somutlaştırma, taleple bağlılık ve kanun yollarına ilişkin hükümleriyle; kimi zaman ceza soruşturması
ve ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılamasına etkisiyle iç içe geçer. Dolayısıyla hileye dayalı
tapu iptali ve tescil davası, tek bir kanun maddesi üzerinden çözülebilecek basit bir irade sakatlığı
davası değildir.
Bu kitabın hazırlanmasındaki temel düşünce de buradan doğmuştur. Amaç yalnız TBK
m.36'nın teorik açıklamasını yapmak veya hile konusunda verilmiş Yargıtay kararlarını art arda
sıralamak değildir. Çalışmada, bir hileye dayalı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığının dava öncesinden
kesinleşmiş kararın tapuda uygulanmasına kadar geçirdiği bütün aşamalar, birbirleriyle bağlantılı bir
sistem içerisinde ele alınmaya çalışılmıştır. Hilenin unsurlarından hak düşürücü süreye, ispat
yükünden tanık ve elektronik delillere, banka kayıtlarından ceza soruşturması dosyasına, bilirkişi ve
keşiften üçüncü kişinin iyi niyetine, terditli bedel talebinden faiz ve vekâlet ücretine, istinaf ve
temyizden bozma sonrası yargılamaya kadar uygulamada karşılaşılabilecek başlıca meselelerin aynı
bütün içinde incelenmesi bu tercihin sonucudur.
Hileye dayalı tapu iptali ve tescil davalarında belki de en önemli mesele ispat hukukudur.
Çünkü hilenin varlığı çoğu olayda tek bir belgeyle kanıtlanamaz. Tarafların işlem öncesindeki
ilişkileri, taşınmazın gerçek değeri ile resmi senette gösterilen bedel arasındaki fark, satış bedelinin
gerçekten ödenip ödenmediği, banka hareketleri, tarafların işlemden önceki ve sonraki davranışları,
taşınmazın kim tarafından kullanılmaya devam edildiği, mesaj ve yazışmalar, tanık anlatımları,
sonraki devirlerin zamanlaması ve ceza soruşturmasındaki beyanlar kimi zaman aynı olay örgüsünün
parçalarını oluşturur.
Bu nedenle kitapta, "hile her türlü hukuka uygun delille ispat edilebilir" ilkesinin yalnız teorik
bir cümle olarak bırakılmamasına; delillerin hangi şartlarda kullanılabileceğinin ve birbirleriyle nasıl
ilişkilendirileceğinin açıklanmasına özellikle önem verilmiştir.
Aynı nedenle tanık delili, senetle ispat kuralları, senede karşı tanıkla ispat yasağı, delil
başlangıcı, resmi senedin ispat gücü, elektronik belgeler, WhatsApp ve diğer mesajlaşmalar, ses ve
görüntü kayıtları, banka kayıtları, keşif ve bilirkişi incelemesi ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir.
Hile ile inançlı işlem, taraf muvazaası, muris muvazaası, vekâlet görevinin kötüye kullanılması gibi
kurumların ispat rejimleri aynı değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36. maddesi, hileyi irade bozukluğu sebeplerinden biri
olarak düzenlemektedir. Ancak hile nedeniyle gerçekleştirilen bir taşınmaz devri söz konusu
olduğunda mesele yalnız Borçlar Hukuku sınırları içerisinde kalmaz.
Uyuşmazlık; Türk Medenî Kanunu'nun tapu siciline, yolsuz tescile ve iyiniyetli üçüncü
kişinin korunmasına ilişkin hükümleriyle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat, delil,
somutlaştırma, taleple bağlılık ve kanun yollarına ilişkin hükümleriyle; kimi zaman ceza soruşturması
ve ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılamasına etkisiyle iç içe geçer. Dolayısıyla hileye dayalı
tapu iptali ve tescil davası, tek bir kanun maddesi üzerinden çözülebilecek basit bir irade sakatlığı
davası değildir.
Bu kitabın hazırlanmasındaki temel düşünce de buradan doğmuştur. Amaç yalnız TBK
m.36'nın teorik açıklamasını yapmak veya hile konusunda verilmiş Yargıtay kararlarını art arda
sıralamak değildir. Çalışmada, bir hileye dayalı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığının dava öncesinden
kesinleşmiş kararın tapuda uygulanmasına kadar geçirdiği bütün aşamalar, birbirleriyle bağlantılı bir
sistem içerisinde ele alınmaya çalışılmıştır. Hilenin unsurlarından hak düşürücü süreye, ispat
yükünden tanık ve elektronik delillere, banka kayıtlarından ceza soruşturması dosyasına, bilirkişi ve
keşiften üçüncü kişinin iyi niyetine, terditli bedel talebinden faiz ve vekâlet ücretine, istinaf ve
temyizden bozma sonrası yargılamaya kadar uygulamada karşılaşılabilecek başlıca meselelerin aynı
bütün içinde incelenmesi bu tercihin sonucudur.
Hileye dayalı tapu iptali ve tescil davalarında belki de en önemli mesele ispat hukukudur.
Çünkü hilenin varlığı çoğu olayda tek bir belgeyle kanıtlanamaz. Tarafların işlem öncesindeki
ilişkileri, taşınmazın gerçek değeri ile resmi senette gösterilen bedel arasındaki fark, satış bedelinin
gerçekten ödenip ödenmediği, banka hareketleri, tarafların işlemden önceki ve sonraki davranışları,
taşınmazın kim tarafından kullanılmaya devam edildiği, mesaj ve yazışmalar, tanık anlatımları,
sonraki devirlerin zamanlaması ve ceza soruşturmasındaki beyanlar kimi zaman aynı olay örgüsünün
parçalarını oluşturur.
Bu nedenle kitapta, "hile her türlü hukuka uygun delille ispat edilebilir" ilkesinin yalnız teorik
bir cümle olarak bırakılmamasına; delillerin hangi şartlarda kullanılabileceğinin ve birbirleriyle nasıl
ilişkilendirileceğinin açıklanmasına özellikle önem verilmiştir.
Aynı nedenle tanık delili, senetle ispat kuralları, senede karşı tanıkla ispat yasağı, delil
başlangıcı, resmi senedin ispat gücü, elektronik belgeler, WhatsApp ve diğer mesajlaşmalar, ses ve
görüntü kayıtları, banka kayıtları, keşif ve bilirkişi incelemesi ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir.
Hile ile inançlı işlem, taraf muvazaası, muris muvazaası, vekâlet görevinin kötüye kullanılması gibi
kurumların ispat rejimleri aynı değildir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat