9786059278515
817782
https://www.kitapova.com/hemsirelik-ve-estetik
Hemşirelik Ve Estetik
300.00
Hemşirelik mesleğinin eğitici ya da klinik uygulayıcısı olarak çalışan tüm hemşireler, hemşireliğin bilim ve sanattan oluşan uygulamalı bir disiplin olduğunu, yıllarca bilim yönü üzerinde durulduğunu ve sanat yönünün biraz gölgede kaldığı gerçeğini bilirler. Bugün sağlık sisteminin geleneksel yapılanması içinde hemşireler, hasta merkezli değil, iş merkezli çalıştıklarını, mesleğin bilimsel yönünün klinik uygulamalarda çok fazla yerini bulamadığı gerçeğinin de farkındadırlar. Hemşireliğe ilk adımını atan hemşire öğrenciler de meslek derslerinde: Hemşirelerin yaratıcı olması gerektiğine ilişkin ifadelerle sıkça karşılaşırlar. Ancak yaratıcılık kavramının ne olduğu, nasıl geliştiği ve nasıl bir süreç gerektirdiği konusunda bilgi ve beceriye sahip olamazlar. Çünkü, mevcut müfredat programları tıbbi bilgiye dayalıdır ve içerikleri oldukça kapsamlıdır. Öte yandan hemşirelik öğrencileri, hemşireliğin tarihsel süreç içinde bir meslek olarak gelişimini ve Florance Nightingale ismini yine tüm meslek derslerinde sıkça duyarlar. Çünkü, hemşireliğin bir sanat olduğu bilgisi Florance Nightingale'ye aittir. Peki, dünyada ve özellikle ülkemizde hemşireliğin bir meslek olması gerektiğini belirten Nightingale, hemşireliğin sanat olduğunu söylerken neyi amaçlamıştır? Gerçekten hemşirelik sanat mıdır? Bu soruya neden evet ya da neden hayır denmelidir? Hemşireliğin sanatla ilişkisi nereye kadardır? Hemşireliğin mesleki mirası ile sanat kavramı arasında nasıl bir ilişki vardır? Bir sanat dalı ve bilim olarak kabul gören, felsefe tarihi içinde tartışılmış olan estetik kavramının, hemşirelik mesleği ile kesiştiği nokta var mıdır? Bu soruya yanıt evet ise, bu kesişme noktasını kavramak nasıl bir bilgi ve beceri gerektirir? İşte bu sorular ve sorulara aranan yanıtlar, kitabın yazılmasının temel gerekçelerini oluşturmuştur. Bir anlamda bu kitaba temel olan konular; İnsan, Sağlık, Hastalık Kavramları Doğrultusunda Hemşirelik (1996), Hemşireliğin Felsefesi (2002), Hemşirelikte Değişim (2004) gibi yayımlanan makalelerimin yanında, ilk akademik yaşama başladığım yıl (1985) ve ilk seminerim olan extantializm konularına, geçen bu süre içinde daha da derinleşerek, felsefe ve sanat ile bütünleştirip yaşam deneyimlerimle birleştirmem sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu kitabın başlığını okuyanların kafasında iki düşüncenin belirmesi kaçınılmaz olacaktır. Bunlardan ilki; eşitsizliğin, özgürlüğün kısıtlandığı bir dünyada, ekonomik koşulların yetersizliği içinde, özelleştirmenin devleşen koynunda; açlığın, sefalettin, savaşların kol gezdiği bir dünyada estetik kimi ilgilendirir? şeklinde olacak ve kitabın ön-arka kapağını şöyle bir bakarak elinden geri bırakacaktır. İkinci olarak; merak edecek, düşünecek, kendisi olmasa bile eşi, kardeşi, ağabeyi hemşire olanlar için bu kitabı okumak isteyecektir. Her iki düşünce ve bu düşünceler sonucu gelişen davranışlar oldukça doğal, beklenen davranışlardır. Çünkü her insanın yaşama baktığı yer birbirinden çok farklıdır. Benim hayata ve mesleğime baktığım yer; tıpkı Atatürk'ün belirttiği gibi 'en iyi kişi kendinden çok ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır.' ifadesinden kaynağını alır. Bir anlamda kişisel gelişim niteliğinde olan konuları içeren bu kitap benim ütopyam... Ütopyamı paylaşan ya da paylaşmayan tüm meslektaşlarıma, öğrencilerime ve bu mesleğe emeği geçen hocalarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Hemşirelik mesleğinin eğitici ya da klinik uygulayıcısı olarak çalışan tüm hemşireler, hemşireliğin bilim ve sanattan oluşan uygulamalı bir disiplin olduğunu, yıllarca bilim yönü üzerinde durulduğunu ve sanat yönünün biraz gölgede kaldığı gerçeğini bilirler. Bugün sağlık sisteminin geleneksel yapılanması içinde hemşireler, hasta merkezli değil, iş merkezli çalıştıklarını, mesleğin bilimsel yönünün klinik uygulamalarda çok fazla yerini bulamadığı gerçeğinin de farkındadırlar. Hemşireliğe ilk adımını atan hemşire öğrenciler de meslek derslerinde: Hemşirelerin yaratıcı olması gerektiğine ilişkin ifadelerle sıkça karşılaşırlar. Ancak yaratıcılık kavramının ne olduğu, nasıl geliştiği ve nasıl bir süreç gerektirdiği konusunda bilgi ve beceriye sahip olamazlar. Çünkü, mevcut müfredat programları tıbbi bilgiye dayalıdır ve içerikleri oldukça kapsamlıdır. Öte yandan hemşirelik öğrencileri, hemşireliğin tarihsel süreç içinde bir meslek olarak gelişimini ve Florance Nightingale ismini yine tüm meslek derslerinde sıkça duyarlar. Çünkü, hemşireliğin bir sanat olduğu bilgisi Florance Nightingale'ye aittir. Peki, dünyada ve özellikle ülkemizde hemşireliğin bir meslek olması gerektiğini belirten Nightingale, hemşireliğin sanat olduğunu söylerken neyi amaçlamıştır? Gerçekten hemşirelik sanat mıdır? Bu soruya neden evet ya da neden hayır denmelidir? Hemşireliğin sanatla ilişkisi nereye kadardır? Hemşireliğin mesleki mirası ile sanat kavramı arasında nasıl bir ilişki vardır? Bir sanat dalı ve bilim olarak kabul gören, felsefe tarihi içinde tartışılmış olan estetik kavramının, hemşirelik mesleği ile kesiştiği nokta var mıdır? Bu soruya yanıt evet ise, bu kesişme noktasını kavramak nasıl bir bilgi ve beceri gerektirir? İşte bu sorular ve sorulara aranan yanıtlar, kitabın yazılmasının temel gerekçelerini oluşturmuştur. Bir anlamda bu kitaba temel olan konular; İnsan, Sağlık, Hastalık Kavramları Doğrultusunda Hemşirelik (1996), Hemşireliğin Felsefesi (2002), Hemşirelikte Değişim (2004) gibi yayımlanan makalelerimin yanında, ilk akademik yaşama başladığım yıl (1985) ve ilk seminerim olan extantializm konularına, geçen bu süre içinde daha da derinleşerek, felsefe ve sanat ile bütünleştirip yaşam deneyimlerimle birleştirmem sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu kitabın başlığını okuyanların kafasında iki düşüncenin belirmesi kaçınılmaz olacaktır. Bunlardan ilki; eşitsizliğin, özgürlüğün kısıtlandığı bir dünyada, ekonomik koşulların yetersizliği içinde, özelleştirmenin devleşen koynunda; açlığın, sefalettin, savaşların kol gezdiği bir dünyada estetik kimi ilgilendirir? şeklinde olacak ve kitabın ön-arka kapağını şöyle bir bakarak elinden geri bırakacaktır. İkinci olarak; merak edecek, düşünecek, kendisi olmasa bile eşi, kardeşi, ağabeyi hemşire olanlar için bu kitabı okumak isteyecektir. Her iki düşünce ve bu düşünceler sonucu gelişen davranışlar oldukça doğal, beklenen davranışlardır. Çünkü her insanın yaşama baktığı yer birbirinden çok farklıdır. Benim hayata ve mesleğime baktığım yer; tıpkı Atatürk'ün belirttiği gibi 'en iyi kişi kendinden çok ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır.' ifadesinden kaynağını alır. Bir anlamda kişisel gelişim niteliğinde olan konuları içeren bu kitap benim ütopyam... Ütopyamı paylaşan ya da paylaşmayan tüm meslektaşlarıma, öğrencilerime ve bu mesleğe emeği geçen hocalarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 300,00 | 300,00 |
| 2 | 150,00 | 300,00 |
| 3 | 100,00 | 300,00 |
| 4 | 75,00 | 300,00 |
| 5 | 60,00 | 300,00 |
| 6 | 50,00 | 300,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.