9786052931615
819168
https://www.kitapova.com/doganin-kanunu-veya-her-zaman-ihmal-edilmis-ya-da-yanlis-anlasilmis-olan-kanunlarinin-gercek-ruhu
Doğanın Kanunu;veya Her Zaman İhmal Edilmiş ya da Yanlış Anlaşılmış Olan Kanunlarının Gerçek Ruhu
380.00
İsimsizdi, imzasızdı. O yazdı, şanını başkası sürdü. Gizemli değildi aslında, gözden ve gönülden
kaçırılandı. Sormuyordu, biliyordu: Mülkiyet belasından arınmış, doğanın ritmiyle uyumlu bir dünya,
bir insanlık mümkündü. İhmal edilmezse "Doğanın Kanunu", yanlış anlaşılmazsa en yüce yasa, tarihin
akışı değişirdi. Coşkuluydu, aydınlıktı. Sesi de yüreği de. O'nu çağına gömdüler. Beynini Diderot'ya,
kalbini ardıllarına bölüştüler.
Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri, sonraki yüzyılın
bilimsel sosyalizm teorileri… Hepsinden çok önceydi, eşitlikçi bir dünyanın sınır çizgisiydi. Öncülleri
Platon, Thomas More, Campanella'nın düzelticisi, tarih kadar eski hasarlı bir düşün iyileştiricisi. Soyut
hayale somut bir Toplum Sözleşmesi… "Doğanın Kanunu", temel yasaya dönüş manifestosu… Birlikte
üretilsin, herkes gücüne göre çalışsın, herkes ihtiyacına göre alsın. Paranın egemenliğinin son bulduğu
gönüllü kentler, ülkeler… Tarla sürenin, meyve toplayanın değil... Her şey onun, insanın kendisi gibi,
buğday da, üzüm de, her şey onun, her şey insanlığın...
İnsan kalbi güzeldi. İnsan aklı iyiydi. Tertemiz doğan, tertemiz ölebilirdi. Hayat sevinçle, ölüm
korkusuzca karışlanabilirdi. Herkes ötekinin sevdiği, herkes ötekinin kalbi olabilirdi. Neşe bölüşülebilir,
dert göçüp gidebilirdi. Kabus, "özel mülkiyetti"; vahşet, açgözlülüktü. Nefes alabilirdik, gülebilirdik,
güzel yaşayabilir, huzur içinde toprağa karışabilirdik. İhmal etmeseydik, yanlış anlamasaydık,
"Doğanın Kanunu", 271 yıllık bu rüya, hayatımızın ta kendisi olabilirdi.
kaçırılandı. Sormuyordu, biliyordu: Mülkiyet belasından arınmış, doğanın ritmiyle uyumlu bir dünya,
bir insanlık mümkündü. İhmal edilmezse "Doğanın Kanunu", yanlış anlaşılmazsa en yüce yasa, tarihin
akışı değişirdi. Coşkuluydu, aydınlıktı. Sesi de yüreği de. O'nu çağına gömdüler. Beynini Diderot'ya,
kalbini ardıllarına bölüştüler.
Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri, sonraki yüzyılın
bilimsel sosyalizm teorileri… Hepsinden çok önceydi, eşitlikçi bir dünyanın sınır çizgisiydi. Öncülleri
Platon, Thomas More, Campanella'nın düzelticisi, tarih kadar eski hasarlı bir düşün iyileştiricisi. Soyut
hayale somut bir Toplum Sözleşmesi… "Doğanın Kanunu", temel yasaya dönüş manifestosu… Birlikte
üretilsin, herkes gücüne göre çalışsın, herkes ihtiyacına göre alsın. Paranın egemenliğinin son bulduğu
gönüllü kentler, ülkeler… Tarla sürenin, meyve toplayanın değil... Her şey onun, insanın kendisi gibi,
buğday da, üzüm de, her şey onun, her şey insanlığın...
İnsan kalbi güzeldi. İnsan aklı iyiydi. Tertemiz doğan, tertemiz ölebilirdi. Hayat sevinçle, ölüm
korkusuzca karışlanabilirdi. Herkes ötekinin sevdiği, herkes ötekinin kalbi olabilirdi. Neşe bölüşülebilir,
dert göçüp gidebilirdi. Kabus, "özel mülkiyetti"; vahşet, açgözlülüktü. Nefes alabilirdik, gülebilirdik,
güzel yaşayabilir, huzur içinde toprağa karışabilirdik. İhmal etmeseydik, yanlış anlamasaydık,
"Doğanın Kanunu", 271 yıllık bu rüya, hayatımızın ta kendisi olabilirdi.
İsimsizdi, imzasızdı. O yazdı, şanını başkası sürdü. Gizemli değildi aslında, gözden ve gönülden
kaçırılandı. Sormuyordu, biliyordu: Mülkiyet belasından arınmış, doğanın ritmiyle uyumlu bir dünya,
bir insanlık mümkündü. İhmal edilmezse "Doğanın Kanunu", yanlış anlaşılmazsa en yüce yasa, tarihin
akışı değişirdi. Coşkuluydu, aydınlıktı. Sesi de yüreği de. O'nu çağına gömdüler. Beynini Diderot'ya,
kalbini ardıllarına bölüştüler.
Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri, sonraki yüzyılın
bilimsel sosyalizm teorileri… Hepsinden çok önceydi, eşitlikçi bir dünyanın sınır çizgisiydi. Öncülleri
Platon, Thomas More, Campanella'nın düzelticisi, tarih kadar eski hasarlı bir düşün iyileştiricisi. Soyut
hayale somut bir Toplum Sözleşmesi… "Doğanın Kanunu", temel yasaya dönüş manifestosu… Birlikte
üretilsin, herkes gücüne göre çalışsın, herkes ihtiyacına göre alsın. Paranın egemenliğinin son bulduğu
gönüllü kentler, ülkeler… Tarla sürenin, meyve toplayanın değil... Her şey onun, insanın kendisi gibi,
buğday da, üzüm de, her şey onun, her şey insanlığın...
İnsan kalbi güzeldi. İnsan aklı iyiydi. Tertemiz doğan, tertemiz ölebilirdi. Hayat sevinçle, ölüm
korkusuzca karışlanabilirdi. Herkes ötekinin sevdiği, herkes ötekinin kalbi olabilirdi. Neşe bölüşülebilir,
dert göçüp gidebilirdi. Kabus, "özel mülkiyetti"; vahşet, açgözlülüktü. Nefes alabilirdik, gülebilirdik,
güzel yaşayabilir, huzur içinde toprağa karışabilirdik. İhmal etmeseydik, yanlış anlamasaydık,
"Doğanın Kanunu", 271 yıllık bu rüya, hayatımızın ta kendisi olabilirdi.
kaçırılandı. Sormuyordu, biliyordu: Mülkiyet belasından arınmış, doğanın ritmiyle uyumlu bir dünya,
bir insanlık mümkündü. İhmal edilmezse "Doğanın Kanunu", yanlış anlaşılmazsa en yüce yasa, tarihin
akışı değişirdi. Coşkuluydu, aydınlıktı. Sesi de yüreği de. O'nu çağına gömdüler. Beynini Diderot'ya,
kalbini ardıllarına bölüştüler.
Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri, sonraki yüzyılın
bilimsel sosyalizm teorileri… Hepsinden çok önceydi, eşitlikçi bir dünyanın sınır çizgisiydi. Öncülleri
Platon, Thomas More, Campanella'nın düzelticisi, tarih kadar eski hasarlı bir düşün iyileştiricisi. Soyut
hayale somut bir Toplum Sözleşmesi… "Doğanın Kanunu", temel yasaya dönüş manifestosu… Birlikte
üretilsin, herkes gücüne göre çalışsın, herkes ihtiyacına göre alsın. Paranın egemenliğinin son bulduğu
gönüllü kentler, ülkeler… Tarla sürenin, meyve toplayanın değil... Her şey onun, insanın kendisi gibi,
buğday da, üzüm de, her şey onun, her şey insanlığın...
İnsan kalbi güzeldi. İnsan aklı iyiydi. Tertemiz doğan, tertemiz ölebilirdi. Hayat sevinçle, ölüm
korkusuzca karışlanabilirdi. Herkes ötekinin sevdiği, herkes ötekinin kalbi olabilirdi. Neşe bölüşülebilir,
dert göçüp gidebilirdi. Kabus, "özel mülkiyetti"; vahşet, açgözlülüktü. Nefes alabilirdik, gülebilirdik,
güzel yaşayabilir, huzur içinde toprağa karışabilirdik. İhmal etmeseydik, yanlış anlamasaydık,
"Doğanın Kanunu", 271 yıllık bu rüya, hayatımızın ta kendisi olabilirdi.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 380,00 | 380,00 |
| 2 | 190,00 | 380,00 |
| 3 | 126,67 | 380,00 |
| 4 | 95,00 | 380,00 |
| 5 | 76,00 | 380,00 |
| 6 | 63,33 | 380,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.