Yeni
9786057670595
822271
https://www.kitapova.com/yunus-emre-seti-3-cilt-ciltli-kutulu
Yûnus Emre Seti (3 Cilt - Ciltli - Kutulu)
3960
1-Yûnus Emre Dîvânı
Gelin hey dertliler gelin bu derdimden siz de alın
Dertli bilir dertli hâlin ya dertsizler bunda neyler
*
Yûnus Emre (d. 1240-1/ö.1320-1) tarihleri arasında yaşadı.
*
O bir Türkmen kocası,
Gerçek erlerden biri ve birincisi,
Hak âşıkı ve ârifi,
İslâm'ın hakîkati, tasavvufun Türkçe ilk ilmihâli.
Kelimeleri semâvîleştirip Hakk'ın rengine boyadıktan sonra kelâmlaştıran kâmil insan,
Türkçe'nin mânâ, aşk ve ilâhî dili, yani dilimizin gönlü ve gönlümüzün dili,
Kelâm ve kalem iklîminin sultânı,
Yol tecrübemiz, rehberimiz, davetçimiz, öğütçümüz.
Gönül çocuklarıyla kurduğu aşk okulunda binlerce aşk öğretmeni yetiştiren yüce gönüllü eren,
Geçtiği yollara hayat veren Hızır'ımız,
Yeryüzünü dergâh haline getiren mürşidimiz,
Cümle şairlerin başı,
Geçmişimiz, ânımız ve geleceğimiz,
Kısacası o "Bizim Yûnus!"umuz.
*
Elinizdeki "Dîvân-ı İlâhiyât"ta Yûnus Emre'nin elde edilen son belge ve bilgilerle hayatı ve ilâhîleri bir araya getirilmiştir. Eserin sonunda metinlerden hareketle hazırlanan sözlük Yûnus'un anlaşılmasında okuyucuya önemli katkılar sağlayacaktır.
*
Söylenecek ne varsa eserin içinde söyledik. İmdi, okuma, düşünme, tanış-biliş olma, "sevelim sevilelim" deme vaktidir. Yûnus'a ve Yûnus'un derdiyle dertlenenlere, onun izinden gidenlere, "Hakk'ı gerçek sevenlere cümle âlem kardaş gelir" diyenlere, Yûnus'un gönül çocuklarına selâm olsun.
2-Yûnus Emre Yorumları
"Bu bizden önden gelenler mânâyı pinhân dediler / Ben anadan doğmuş gibi geldim ki uryân eyleyem" diyen Yûnus Emre, insanlık tarihinin en güzel değerlerinden biridir. O, bizim yedi yüzyıldan beri gönlümüzün dili, dilimizin gönlü olmuş aşk ve irfân kaynağımızdır. Türklüğün insanlığa en güzel hediyelerinden biri olan Yûnus, insanlığa din adına, aşk ve irfân adına, dil ve ince san'atlar adına çok şey öğretmiştir.
İslâm'ın derinliğini ve Türkçe'nin inceliğini anlamak isteyenler, bitmez tükenmez kaynak sularına benzeyen Yûnus'un pınarından kana kana içmek durumundadır. Yûnus'u anlamak için onun ayak izine basarak yürümek gerekir. Herhangi bir felsefeye veya ideolojiye bağlı kalarak Yûnus'u anlamaya çalışmak aslında Yûnus Emre'yi anlamamak demektir.
*
Bugüne kadar pek çok kişi Yûnus'tan söz etti, onu anladığını zannetti. Halbuki dile getirilen düşüncelerin hiçbirinde Yûnus yoktu.
*
"Ben bir aceb ile geldim kimse hâlim bilmez benim / Ben söylerem ben dinlerem kimse dilim bilmez benim" diyen Yûnus'u doğru anlamak için hâl ilmi olan tasavvufun remizler dünyasına girmek gerekir.
*
Mustafa Tatcı bu çalışmasıyla sahada bir ilki ortaya koymaktadır. Yazarın Yûnus Emre'nin şiirlerine tasavvuf dünyasının kitâbî ve tecrübî bilgileriyle getirdiği yorumlar inanıyoruz ki bugüne kadar Yûnus hakkında söylenegelen birçok ezberi bozacaktır.
Tatcı, Yûnus Emre Yorumları'nda, Yûnus'un "kuş dili" dediği erenler dilini, onun geçtiği yollardan geçerek çözümlemekte, okuyucuyu gerçek bir irfân sofrasına davet etmektedir.
3- Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler
"Yolcuya Öğütler" kitabı, Yûnus Emre'nin "Risâletü'n-Nushiyye" adıyla tanınan eserinin metni ve şerhidir. Bu eser onun, çağının toplumsal sorunlarından ilhâmla kendi seyr ü sülûk (manevî yol) tecrübelerini anlattığı mesnevî nazım şekliyle kaleme aldığı altı yüz beyitlik bir kitapçıktır. Yûnus bu eserinde Anadolu fütûhâtını gerçekleştiren Müslüman Türk'ün o devirdeki hayat tarzından hareketle soyut, sâde, derin, remzî bir üslûpla, insanın nefsi ile mücâhedesini, yoklukla varlık arasındaki arayışlarını, kendini bilme ve bulma gayretlerini ve Allah'a vuslat sırlarını anlatmaktadır.
Türk diliyle yazılan ilk öğüt kitaplarından biri olan bu eser, sadece Türk tasavvuf edebiyatı açısından değil, Türk dili ve Türk kültür tarihi açısından da çok önemlidir. Yûnus Emre'nin mesnevîsi aslında bir yol hikâyesidir. Onun bu eseri nefsiyle mücâhede ettiği zamanlarda yaşadığı iç çatışmalarının, kendiyle boğuşmalarının bir yansımasıdır. Yûnus bu mücâhedeyi, "varlık insana, insan da varlığa aynadır" gerçeğinden hareketle Anadolu'nun Haçlılar ve Moğol istilâcılarla mücâdele günlerinde yaşadığı için bir nev'i dış âlemi iç âlemiyle karşılaştırarak anlatır.
"Yolcuya Öğütler/Risâletü'n-Nushiyye Şerhi", yoldaki soğuk nefesli harâmîlerden nasıl korunacağını bilmeyen Hak taliplerinin eline verilecek bir tarîkat adâbıdır.
Yûnus Emre'nin çağları aşan öğüdüne kulak veren âşıklara ne mutlu...
Gelin hey dertliler gelin bu derdimden siz de alın
Dertli bilir dertli hâlin ya dertsizler bunda neyler
*
Yûnus Emre (d. 1240-1/ö.1320-1) tarihleri arasında yaşadı.
*
O bir Türkmen kocası,
Gerçek erlerden biri ve birincisi,
Hak âşıkı ve ârifi,
İslâm'ın hakîkati, tasavvufun Türkçe ilk ilmihâli.
Kelimeleri semâvîleştirip Hakk'ın rengine boyadıktan sonra kelâmlaştıran kâmil insan,
Türkçe'nin mânâ, aşk ve ilâhî dili, yani dilimizin gönlü ve gönlümüzün dili,
Kelâm ve kalem iklîminin sultânı,
Yol tecrübemiz, rehberimiz, davetçimiz, öğütçümüz.
Gönül çocuklarıyla kurduğu aşk okulunda binlerce aşk öğretmeni yetiştiren yüce gönüllü eren,
Geçtiği yollara hayat veren Hızır'ımız,
Yeryüzünü dergâh haline getiren mürşidimiz,
Cümle şairlerin başı,
Geçmişimiz, ânımız ve geleceğimiz,
Kısacası o "Bizim Yûnus!"umuz.
*
Elinizdeki "Dîvân-ı İlâhiyât"ta Yûnus Emre'nin elde edilen son belge ve bilgilerle hayatı ve ilâhîleri bir araya getirilmiştir. Eserin sonunda metinlerden hareketle hazırlanan sözlük Yûnus'un anlaşılmasında okuyucuya önemli katkılar sağlayacaktır.
*
Söylenecek ne varsa eserin içinde söyledik. İmdi, okuma, düşünme, tanış-biliş olma, "sevelim sevilelim" deme vaktidir. Yûnus'a ve Yûnus'un derdiyle dertlenenlere, onun izinden gidenlere, "Hakk'ı gerçek sevenlere cümle âlem kardaş gelir" diyenlere, Yûnus'un gönül çocuklarına selâm olsun.
2-Yûnus Emre Yorumları
"Bu bizden önden gelenler mânâyı pinhân dediler / Ben anadan doğmuş gibi geldim ki uryân eyleyem" diyen Yûnus Emre, insanlık tarihinin en güzel değerlerinden biridir. O, bizim yedi yüzyıldan beri gönlümüzün dili, dilimizin gönlü olmuş aşk ve irfân kaynağımızdır. Türklüğün insanlığa en güzel hediyelerinden biri olan Yûnus, insanlığa din adına, aşk ve irfân adına, dil ve ince san'atlar adına çok şey öğretmiştir.
İslâm'ın derinliğini ve Türkçe'nin inceliğini anlamak isteyenler, bitmez tükenmez kaynak sularına benzeyen Yûnus'un pınarından kana kana içmek durumundadır. Yûnus'u anlamak için onun ayak izine basarak yürümek gerekir. Herhangi bir felsefeye veya ideolojiye bağlı kalarak Yûnus'u anlamaya çalışmak aslında Yûnus Emre'yi anlamamak demektir.
*
Bugüne kadar pek çok kişi Yûnus'tan söz etti, onu anladığını zannetti. Halbuki dile getirilen düşüncelerin hiçbirinde Yûnus yoktu.
*
"Ben bir aceb ile geldim kimse hâlim bilmez benim / Ben söylerem ben dinlerem kimse dilim bilmez benim" diyen Yûnus'u doğru anlamak için hâl ilmi olan tasavvufun remizler dünyasına girmek gerekir.
*
Mustafa Tatcı bu çalışmasıyla sahada bir ilki ortaya koymaktadır. Yazarın Yûnus Emre'nin şiirlerine tasavvuf dünyasının kitâbî ve tecrübî bilgileriyle getirdiği yorumlar inanıyoruz ki bugüne kadar Yûnus hakkında söylenegelen birçok ezberi bozacaktır.
Tatcı, Yûnus Emre Yorumları'nda, Yûnus'un "kuş dili" dediği erenler dilini, onun geçtiği yollardan geçerek çözümlemekte, okuyucuyu gerçek bir irfân sofrasına davet etmektedir.
3- Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler
"Yolcuya Öğütler" kitabı, Yûnus Emre'nin "Risâletü'n-Nushiyye" adıyla tanınan eserinin metni ve şerhidir. Bu eser onun, çağının toplumsal sorunlarından ilhâmla kendi seyr ü sülûk (manevî yol) tecrübelerini anlattığı mesnevî nazım şekliyle kaleme aldığı altı yüz beyitlik bir kitapçıktır. Yûnus bu eserinde Anadolu fütûhâtını gerçekleştiren Müslüman Türk'ün o devirdeki hayat tarzından hareketle soyut, sâde, derin, remzî bir üslûpla, insanın nefsi ile mücâhedesini, yoklukla varlık arasındaki arayışlarını, kendini bilme ve bulma gayretlerini ve Allah'a vuslat sırlarını anlatmaktadır.
Türk diliyle yazılan ilk öğüt kitaplarından biri olan bu eser, sadece Türk tasavvuf edebiyatı açısından değil, Türk dili ve Türk kültür tarihi açısından da çok önemlidir. Yûnus Emre'nin mesnevîsi aslında bir yol hikâyesidir. Onun bu eseri nefsiyle mücâhede ettiği zamanlarda yaşadığı iç çatışmalarının, kendiyle boğuşmalarının bir yansımasıdır. Yûnus bu mücâhedeyi, "varlık insana, insan da varlığa aynadır" gerçeğinden hareketle Anadolu'nun Haçlılar ve Moğol istilâcılarla mücâdele günlerinde yaşadığı için bir nev'i dış âlemi iç âlemiyle karşılaştırarak anlatır.
"Yolcuya Öğütler/Risâletü'n-Nushiyye Şerhi", yoldaki soğuk nefesli harâmîlerden nasıl korunacağını bilmeyen Hak taliplerinin eline verilecek bir tarîkat adâbıdır.
Yûnus Emre'nin çağları aşan öğüdüne kulak veren âşıklara ne mutlu...
1-Yûnus Emre Dîvânı
Gelin hey dertliler gelin bu derdimden siz de alın
Dertli bilir dertli hâlin ya dertsizler bunda neyler
*
Yûnus Emre (d. 1240-1/ö.1320-1) tarihleri arasında yaşadı.
*
O bir Türkmen kocası,
Gerçek erlerden biri ve birincisi,
Hak âşıkı ve ârifi,
İslâm'ın hakîkati, tasavvufun Türkçe ilk ilmihâli.
Kelimeleri semâvîleştirip Hakk'ın rengine boyadıktan sonra kelâmlaştıran kâmil insan,
Türkçe'nin mânâ, aşk ve ilâhî dili, yani dilimizin gönlü ve gönlümüzün dili,
Kelâm ve kalem iklîminin sultânı,
Yol tecrübemiz, rehberimiz, davetçimiz, öğütçümüz.
Gönül çocuklarıyla kurduğu aşk okulunda binlerce aşk öğretmeni yetiştiren yüce gönüllü eren,
Geçtiği yollara hayat veren Hızır'ımız,
Yeryüzünü dergâh haline getiren mürşidimiz,
Cümle şairlerin başı,
Geçmişimiz, ânımız ve geleceğimiz,
Kısacası o "Bizim Yûnus!"umuz.
*
Elinizdeki "Dîvân-ı İlâhiyât"ta Yûnus Emre'nin elde edilen son belge ve bilgilerle hayatı ve ilâhîleri bir araya getirilmiştir. Eserin sonunda metinlerden hareketle hazırlanan sözlük Yûnus'un anlaşılmasında okuyucuya önemli katkılar sağlayacaktır.
*
Söylenecek ne varsa eserin içinde söyledik. İmdi, okuma, düşünme, tanış-biliş olma, "sevelim sevilelim" deme vaktidir. Yûnus'a ve Yûnus'un derdiyle dertlenenlere, onun izinden gidenlere, "Hakk'ı gerçek sevenlere cümle âlem kardaş gelir" diyenlere, Yûnus'un gönül çocuklarına selâm olsun.
2-Yûnus Emre Yorumları
"Bu bizden önden gelenler mânâyı pinhân dediler / Ben anadan doğmuş gibi geldim ki uryân eyleyem" diyen Yûnus Emre, insanlık tarihinin en güzel değerlerinden biridir. O, bizim yedi yüzyıldan beri gönlümüzün dili, dilimizin gönlü olmuş aşk ve irfân kaynağımızdır. Türklüğün insanlığa en güzel hediyelerinden biri olan Yûnus, insanlığa din adına, aşk ve irfân adına, dil ve ince san'atlar adına çok şey öğretmiştir.
İslâm'ın derinliğini ve Türkçe'nin inceliğini anlamak isteyenler, bitmez tükenmez kaynak sularına benzeyen Yûnus'un pınarından kana kana içmek durumundadır. Yûnus'u anlamak için onun ayak izine basarak yürümek gerekir. Herhangi bir felsefeye veya ideolojiye bağlı kalarak Yûnus'u anlamaya çalışmak aslında Yûnus Emre'yi anlamamak demektir.
*
Bugüne kadar pek çok kişi Yûnus'tan söz etti, onu anladığını zannetti. Halbuki dile getirilen düşüncelerin hiçbirinde Yûnus yoktu.
*
"Ben bir aceb ile geldim kimse hâlim bilmez benim / Ben söylerem ben dinlerem kimse dilim bilmez benim" diyen Yûnus'u doğru anlamak için hâl ilmi olan tasavvufun remizler dünyasına girmek gerekir.
*
Mustafa Tatcı bu çalışmasıyla sahada bir ilki ortaya koymaktadır. Yazarın Yûnus Emre'nin şiirlerine tasavvuf dünyasının kitâbî ve tecrübî bilgileriyle getirdiği yorumlar inanıyoruz ki bugüne kadar Yûnus hakkında söylenegelen birçok ezberi bozacaktır.
Tatcı, Yûnus Emre Yorumları'nda, Yûnus'un "kuş dili" dediği erenler dilini, onun geçtiği yollardan geçerek çözümlemekte, okuyucuyu gerçek bir irfân sofrasına davet etmektedir.
3- Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler
"Yolcuya Öğütler" kitabı, Yûnus Emre'nin "Risâletü'n-Nushiyye" adıyla tanınan eserinin metni ve şerhidir. Bu eser onun, çağının toplumsal sorunlarından ilhâmla kendi seyr ü sülûk (manevî yol) tecrübelerini anlattığı mesnevî nazım şekliyle kaleme aldığı altı yüz beyitlik bir kitapçıktır. Yûnus bu eserinde Anadolu fütûhâtını gerçekleştiren Müslüman Türk'ün o devirdeki hayat tarzından hareketle soyut, sâde, derin, remzî bir üslûpla, insanın nefsi ile mücâhedesini, yoklukla varlık arasındaki arayışlarını, kendini bilme ve bulma gayretlerini ve Allah'a vuslat sırlarını anlatmaktadır.
Türk diliyle yazılan ilk öğüt kitaplarından biri olan bu eser, sadece Türk tasavvuf edebiyatı açısından değil, Türk dili ve Türk kültür tarihi açısından da çok önemlidir. Yûnus Emre'nin mesnevîsi aslında bir yol hikâyesidir. Onun bu eseri nefsiyle mücâhede ettiği zamanlarda yaşadığı iç çatışmalarının, kendiyle boğuşmalarının bir yansımasıdır. Yûnus bu mücâhedeyi, "varlık insana, insan da varlığa aynadır" gerçeğinden hareketle Anadolu'nun Haçlılar ve Moğol istilâcılarla mücâdele günlerinde yaşadığı için bir nev'i dış âlemi iç âlemiyle karşılaştırarak anlatır.
"Yolcuya Öğütler/Risâletü'n-Nushiyye Şerhi", yoldaki soğuk nefesli harâmîlerden nasıl korunacağını bilmeyen Hak taliplerinin eline verilecek bir tarîkat adâbıdır.
Yûnus Emre'nin çağları aşan öğüdüne kulak veren âşıklara ne mutlu...
Gelin hey dertliler gelin bu derdimden siz de alın
Dertli bilir dertli hâlin ya dertsizler bunda neyler
*
Yûnus Emre (d. 1240-1/ö.1320-1) tarihleri arasında yaşadı.
*
O bir Türkmen kocası,
Gerçek erlerden biri ve birincisi,
Hak âşıkı ve ârifi,
İslâm'ın hakîkati, tasavvufun Türkçe ilk ilmihâli.
Kelimeleri semâvîleştirip Hakk'ın rengine boyadıktan sonra kelâmlaştıran kâmil insan,
Türkçe'nin mânâ, aşk ve ilâhî dili, yani dilimizin gönlü ve gönlümüzün dili,
Kelâm ve kalem iklîminin sultânı,
Yol tecrübemiz, rehberimiz, davetçimiz, öğütçümüz.
Gönül çocuklarıyla kurduğu aşk okulunda binlerce aşk öğretmeni yetiştiren yüce gönüllü eren,
Geçtiği yollara hayat veren Hızır'ımız,
Yeryüzünü dergâh haline getiren mürşidimiz,
Cümle şairlerin başı,
Geçmişimiz, ânımız ve geleceğimiz,
Kısacası o "Bizim Yûnus!"umuz.
*
Elinizdeki "Dîvân-ı İlâhiyât"ta Yûnus Emre'nin elde edilen son belge ve bilgilerle hayatı ve ilâhîleri bir araya getirilmiştir. Eserin sonunda metinlerden hareketle hazırlanan sözlük Yûnus'un anlaşılmasında okuyucuya önemli katkılar sağlayacaktır.
*
Söylenecek ne varsa eserin içinde söyledik. İmdi, okuma, düşünme, tanış-biliş olma, "sevelim sevilelim" deme vaktidir. Yûnus'a ve Yûnus'un derdiyle dertlenenlere, onun izinden gidenlere, "Hakk'ı gerçek sevenlere cümle âlem kardaş gelir" diyenlere, Yûnus'un gönül çocuklarına selâm olsun.
2-Yûnus Emre Yorumları
"Bu bizden önden gelenler mânâyı pinhân dediler / Ben anadan doğmuş gibi geldim ki uryân eyleyem" diyen Yûnus Emre, insanlık tarihinin en güzel değerlerinden biridir. O, bizim yedi yüzyıldan beri gönlümüzün dili, dilimizin gönlü olmuş aşk ve irfân kaynağımızdır. Türklüğün insanlığa en güzel hediyelerinden biri olan Yûnus, insanlığa din adına, aşk ve irfân adına, dil ve ince san'atlar adına çok şey öğretmiştir.
İslâm'ın derinliğini ve Türkçe'nin inceliğini anlamak isteyenler, bitmez tükenmez kaynak sularına benzeyen Yûnus'un pınarından kana kana içmek durumundadır. Yûnus'u anlamak için onun ayak izine basarak yürümek gerekir. Herhangi bir felsefeye veya ideolojiye bağlı kalarak Yûnus'u anlamaya çalışmak aslında Yûnus Emre'yi anlamamak demektir.
*
Bugüne kadar pek çok kişi Yûnus'tan söz etti, onu anladığını zannetti. Halbuki dile getirilen düşüncelerin hiçbirinde Yûnus yoktu.
*
"Ben bir aceb ile geldim kimse hâlim bilmez benim / Ben söylerem ben dinlerem kimse dilim bilmez benim" diyen Yûnus'u doğru anlamak için hâl ilmi olan tasavvufun remizler dünyasına girmek gerekir.
*
Mustafa Tatcı bu çalışmasıyla sahada bir ilki ortaya koymaktadır. Yazarın Yûnus Emre'nin şiirlerine tasavvuf dünyasının kitâbî ve tecrübî bilgileriyle getirdiği yorumlar inanıyoruz ki bugüne kadar Yûnus hakkında söylenegelen birçok ezberi bozacaktır.
Tatcı, Yûnus Emre Yorumları'nda, Yûnus'un "kuş dili" dediği erenler dilini, onun geçtiği yollardan geçerek çözümlemekte, okuyucuyu gerçek bir irfân sofrasına davet etmektedir.
3- Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler
"Yolcuya Öğütler" kitabı, Yûnus Emre'nin "Risâletü'n-Nushiyye" adıyla tanınan eserinin metni ve şerhidir. Bu eser onun, çağının toplumsal sorunlarından ilhâmla kendi seyr ü sülûk (manevî yol) tecrübelerini anlattığı mesnevî nazım şekliyle kaleme aldığı altı yüz beyitlik bir kitapçıktır. Yûnus bu eserinde Anadolu fütûhâtını gerçekleştiren Müslüman Türk'ün o devirdeki hayat tarzından hareketle soyut, sâde, derin, remzî bir üslûpla, insanın nefsi ile mücâhedesini, yoklukla varlık arasındaki arayışlarını, kendini bilme ve bulma gayretlerini ve Allah'a vuslat sırlarını anlatmaktadır.
Türk diliyle yazılan ilk öğüt kitaplarından biri olan bu eser, sadece Türk tasavvuf edebiyatı açısından değil, Türk dili ve Türk kültür tarihi açısından da çok önemlidir. Yûnus Emre'nin mesnevîsi aslında bir yol hikâyesidir. Onun bu eseri nefsiyle mücâhede ettiği zamanlarda yaşadığı iç çatışmalarının, kendiyle boğuşmalarının bir yansımasıdır. Yûnus bu mücâhedeyi, "varlık insana, insan da varlığa aynadır" gerçeğinden hareketle Anadolu'nun Haçlılar ve Moğol istilâcılarla mücâdele günlerinde yaşadığı için bir nev'i dış âlemi iç âlemiyle karşılaştırarak anlatır.
"Yolcuya Öğütler/Risâletü'n-Nushiyye Şerhi", yoldaki soğuk nefesli harâmîlerden nasıl korunacağını bilmeyen Hak taliplerinin eline verilecek bir tarîkat adâbıdır.
Yûnus Emre'nin çağları aşan öğüdüne kulak veren âşıklara ne mutlu...
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.