Ulu Dağların Avcıları;Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger Destanı ile Kırgız Türklerinin Kococaş Destanı

Stok Kodu:
9786256682962
Boyut:
135-210-0
Sayfa Sayısı:
86
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-07-08
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
150,00
9786256682962
733881
Ulu Dağların Avcıları;Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger Destanı  ile Kırgız Türklerinin Kococaş Destanı
Ulu Dağların Avcıları;Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger Destanı ile Kırgız Türklerinin Kococaş Destanı
150.00
Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger destanı ile Kırgız Türklerinin Kococaş destanı Apsatı Biynöger'i Gözlüyor Yaşlıların adını andıkları o vakitte, Apsatı da dağda idi. Caynaşhı'nın biraz yukarısındaki Karça Kale'nin üst taraflarındaydı. Aklında, o hiç sevmediği Biynöger vardı. Sık sık geyikleri sayıyor, sayılarının günden güne eksilmekte olduğunu görerek üzülüyordu. “Ne yaparım da bu zalim avcıyı durdurabilirim?” diye düşünüyordu. Apsatı, gün boyu uzaklardan sürüyü gözetledi. Akşam olduğunda büyük bir kayanın üzerine çıktı. Oradan, ilerdeki küçük düzlüğe yayılmış geyiklerine baktı. Ay ışığında hepsini tek tek görebiliyordu. Saydı, eksik yoktu, sevindi. * * * Ayrılık Zor… Kococaş çadırlar derilirken, eşyalar toplanıp atlara yüklenirken hep işin içinde oldu. On beş yıldır yaşadığı topraklardan ayrılmak zor geliyordu ona. Tanıdığı ve sevdiği nice insandan ayrılacaktı. Önceleri ağaç dallarından ok ve yay ile kuş avlamış; avladığı kuşları üvey anasına getirip vermişti hep. Eli tüfek tutmaya başladığında da avladığı dağ keçilerini, geyiklerini getirmişti. Babası ne kadar da memnun olurdu bir dağ keçisi veya geyik avlayıp getirdiğinde… Oğlunu, “Kıtay boyunun yiğidi, attığı ok boşa gitmeyen, boyumun en meşhur avcısı balam!” diye severdi.
Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger destanı ile Kırgız Türklerinin Kococaş destanı Apsatı Biynöger'i Gözlüyor Yaşlıların adını andıkları o vakitte, Apsatı da dağda idi. Caynaşhı'nın biraz yukarısındaki Karça Kale'nin üst taraflarındaydı. Aklında, o hiç sevmediği Biynöger vardı. Sık sık geyikleri sayıyor, sayılarının günden güne eksilmekte olduğunu görerek üzülüyordu. “Ne yaparım da bu zalim avcıyı durdurabilirim?” diye düşünüyordu. Apsatı, gün boyu uzaklardan sürüyü gözetledi. Akşam olduğunda büyük bir kayanın üzerine çıktı. Oradan, ilerdeki küçük düzlüğe yayılmış geyiklerine baktı. Ay ışığında hepsini tek tek görebiliyordu. Saydı, eksik yoktu, sevindi. * * * Ayrılık Zor… Kococaş çadırlar derilirken, eşyalar toplanıp atlara yüklenirken hep işin içinde oldu. On beş yıldır yaşadığı topraklardan ayrılmak zor geliyordu ona. Tanıdığı ve sevdiği nice insandan ayrılacaktı. Önceleri ağaç dallarından ok ve yay ile kuş avlamış; avladığı kuşları üvey anasına getirip vermişti hep. Eli tüfek tutmaya başladığında da avladığı dağ keçilerini, geyiklerini getirmişti. Babası ne kadar da memnun olurdu bir dağ keçisi veya geyik avlayıp getirdiğinde… Oğlunu, “Kıtay boyunun yiğidi, attığı ok boşa gitmeyen, boyumun en meşhur avcısı balam!” diye severdi.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat