9786253646943
819051
https://www.kitapova.com/siddetin-devletlesmesi-ve-aklin-yikimi-kapitalizmin-gelisim-surecinde-klasik-fasizmin-ekonomi-politigi
Şiddetin Devletleşmesi ve Aklın Yıkımı;Kapitalizmin Gelişim Sürecinde Klasik Faşizmin Ekonomi-Politiği
330.60
Bu çalışma, faşizmi tarihsel nedensellikten yalıtılmış siyasi bir anomali olarak değil kapitalist toplumsal formasyonun tarihsel genetiğine kodlanmış yapısal bir zorunluluk olarak ele alıyor.
Kitap; işçi sınıfının devrimci tehdidi karşısında çöken liberal kurumların yerini alan tekelci sermayenin, paramiliter şiddeti, "sakatlanmış zafer" efsanelerini ve küçük burjuvazinin mülksüzleşme korkusunu nasıl kendi kurtuluş reçetesi olarak örgütlediğini gözler önüne seriyor. Yalnızca bu makro krizleri değil uluslararası komünist hareketin (Komintern) bu "olağanüstü devlet biçimi" karşısındaki stratejik sarsıntılarını, Bonapartizm-Faşizm ayrımını ve sınıf güçleri dengesindeki tarihsel hataları da titizlikle tartışmaya açıyor. Tüm bu ekonomi-politik inşanın yanı sıra eser, faşizmin kitle psikolojisini, "gönüllü kulluk" mekanizmalarını ve Aydınlanmanın evrensel aklına karşı Alman Romantizmi'nin başlattığı irrasyonel isyanın nasıl mitlere, "deha" (Führer) kültüne ve "makbul vatandaş" yaratma projesine evrilerek biyopolitik bir ırk fantezisine dönüştüğünü gösteriyor.
Kitap; faşizmin, kapitalizmi yok etmeye gelen bir anti kapitalist değil onu devrimden kurtarmak için açık şiddet uygulayarak tahkim eden tekelci diktatörlüğün ta kendisi olduğunu felsefi, tarihsel ve sosyolojik tüm boyutlarıyla göstermeye çalışıyor.
Kitap; işçi sınıfının devrimci tehdidi karşısında çöken liberal kurumların yerini alan tekelci sermayenin, paramiliter şiddeti, "sakatlanmış zafer" efsanelerini ve küçük burjuvazinin mülksüzleşme korkusunu nasıl kendi kurtuluş reçetesi olarak örgütlediğini gözler önüne seriyor. Yalnızca bu makro krizleri değil uluslararası komünist hareketin (Komintern) bu "olağanüstü devlet biçimi" karşısındaki stratejik sarsıntılarını, Bonapartizm-Faşizm ayrımını ve sınıf güçleri dengesindeki tarihsel hataları da titizlikle tartışmaya açıyor. Tüm bu ekonomi-politik inşanın yanı sıra eser, faşizmin kitle psikolojisini, "gönüllü kulluk" mekanizmalarını ve Aydınlanmanın evrensel aklına karşı Alman Romantizmi'nin başlattığı irrasyonel isyanın nasıl mitlere, "deha" (Führer) kültüne ve "makbul vatandaş" yaratma projesine evrilerek biyopolitik bir ırk fantezisine dönüştüğünü gösteriyor.
Kitap; faşizmin, kapitalizmi yok etmeye gelen bir anti kapitalist değil onu devrimden kurtarmak için açık şiddet uygulayarak tahkim eden tekelci diktatörlüğün ta kendisi olduğunu felsefi, tarihsel ve sosyolojik tüm boyutlarıyla göstermeye çalışıyor.
Bu çalışma, faşizmi tarihsel nedensellikten yalıtılmış siyasi bir anomali olarak değil kapitalist toplumsal formasyonun tarihsel genetiğine kodlanmış yapısal bir zorunluluk olarak ele alıyor.
Kitap; işçi sınıfının devrimci tehdidi karşısında çöken liberal kurumların yerini alan tekelci sermayenin, paramiliter şiddeti, "sakatlanmış zafer" efsanelerini ve küçük burjuvazinin mülksüzleşme korkusunu nasıl kendi kurtuluş reçetesi olarak örgütlediğini gözler önüne seriyor. Yalnızca bu makro krizleri değil uluslararası komünist hareketin (Komintern) bu "olağanüstü devlet biçimi" karşısındaki stratejik sarsıntılarını, Bonapartizm-Faşizm ayrımını ve sınıf güçleri dengesindeki tarihsel hataları da titizlikle tartışmaya açıyor. Tüm bu ekonomi-politik inşanın yanı sıra eser, faşizmin kitle psikolojisini, "gönüllü kulluk" mekanizmalarını ve Aydınlanmanın evrensel aklına karşı Alman Romantizmi'nin başlattığı irrasyonel isyanın nasıl mitlere, "deha" (Führer) kültüne ve "makbul vatandaş" yaratma projesine evrilerek biyopolitik bir ırk fantezisine dönüştüğünü gösteriyor.
Kitap; faşizmin, kapitalizmi yok etmeye gelen bir anti kapitalist değil onu devrimden kurtarmak için açık şiddet uygulayarak tahkim eden tekelci diktatörlüğün ta kendisi olduğunu felsefi, tarihsel ve sosyolojik tüm boyutlarıyla göstermeye çalışıyor.
Kitap; işçi sınıfının devrimci tehdidi karşısında çöken liberal kurumların yerini alan tekelci sermayenin, paramiliter şiddeti, "sakatlanmış zafer" efsanelerini ve küçük burjuvazinin mülksüzleşme korkusunu nasıl kendi kurtuluş reçetesi olarak örgütlediğini gözler önüne seriyor. Yalnızca bu makro krizleri değil uluslararası komünist hareketin (Komintern) bu "olağanüstü devlet biçimi" karşısındaki stratejik sarsıntılarını, Bonapartizm-Faşizm ayrımını ve sınıf güçleri dengesindeki tarihsel hataları da titizlikle tartışmaya açıyor. Tüm bu ekonomi-politik inşanın yanı sıra eser, faşizmin kitle psikolojisini, "gönüllü kulluk" mekanizmalarını ve Aydınlanmanın evrensel aklına karşı Alman Romantizmi'nin başlattığı irrasyonel isyanın nasıl mitlere, "deha" (Führer) kültüne ve "makbul vatandaş" yaratma projesine evrilerek biyopolitik bir ırk fantezisine dönüştüğünü gösteriyor.
Kitap; faşizmin, kapitalizmi yok etmeye gelen bir anti kapitalist değil onu devrimden kurtarmak için açık şiddet uygulayarak tahkim eden tekelci diktatörlüğün ta kendisi olduğunu felsefi, tarihsel ve sosyolojik tüm boyutlarıyla göstermeye çalışıyor.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 330,60 | 330,60 |
| 2 | 165,30 | 330,60 |
| 3 | 110,20 | 330,60 |
| 4 | 82,65 | 330,60 |
| 5 | 66,12 | 330,60 |
| 6 | 55,10 | 330,60 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.