İnsan Anatomisinin Tarihsel Yolculuğu

Stok Kodu:
9786256169623
Boyut:
160-240-0
Sayfa Sayısı:
186
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-02-03
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kuşe
Dili:
Türkçe
750,00
9786256169623
705903
İnsan Anatomisinin Tarihsel Yolculuğu
İnsan Anatomisinin Tarihsel Yolculuğu
750.00
İnsan bedenine dair merak, insanlık tarihinin en eski ve en kalıcı entelektüel güdülerinden biridir. Bu merak, yalnızca biyolojik bir yapıyı anlamaya yönelik bir çaba olmanın ötesinde, insanın kendisiyle, çevresiyle ve içinde yaşadığı evrenle kurduğu ilişkinin temel belirleyicilerinden biri olarak tarih boyunca varlığını sürdürmüştür. Anatomik bilgi, kültürlerin ritüellerinde, mitolojilerinde, tıbbi uygulamalarında ve bilimsel üretimlerinde farklı biçimlerde ortaya çıkmış, her dönem kendi toplumsal ve düşünsel koşulları içinde bedeni ve bedenin anlamını yeniden yorumlamıştır. Bu kitabın amacı, insan anatomisine ilişkin bilginin Paleolitik dönemden günümüz modern bilimine uzanan uzun ve çok katmanlı yolculuğunu geniş bir tarihsel ve kültürel perspektifle ele almaktır. Beden bilgisinin gelişimi yalnızca bilimsel bir ilerleme çizgisi olarak değil, insanın kendini keşfetme biçimlerinin, dünyayı anlamlandırma çabalarının ve yaşam pratiğine yön veren düşünsel süreçlerin bütünlüklü bir yansıması olarak okunmalıdır. Paleolitik dönemde kemikler üzerindeki travma izlerinden Neolitik ritüellerdeki sembolik beden anlayışlarına, Mısır'ın mumyalama tekniklerinden Mezopotamya'nın organ temelli tanılama geleneğine, Hindistan ve Çin'in işlevsel beden modellerinden Antik Yunan'ın gözleme dayalı anatomi yaklaşımına uzanan bu geniş tarihsel zemin, beden bilgisinin çoğu zaman birbirinden kopuk değil, temas eden ve paralel biçimde gelişen bilgi gelenekleri içinde üretildiğini göstermektedir. Bu tarihsel yolculukta Anadolu'nun ayrı bir yeri vardır. Hititlerin tıbbi ve dinî metinlerinden başlayarak Hellenistik Pergamon'da Asklepion geleneğinin güçlenmesi ve tıp tarihinin en etkili figürlerinden biri olan Galen'in anatomi ile klinik gözlem çizgisini bu coğrafyada şekillendirmesi, Anadolu'yu antik tıp tarihinde önemli bir düğüm noktası hâline getirmiştir. Bizans döneminde Konstantinopolis'in metin aktarımındaki rolü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde darüşşifaların klinik pratikteki işlevi ve İslam tıbbıyla kurulan etkileşimler, bu birikimin farklı biçimlerde sürmesini sağlamıştır. Bu nedenle çalışmada Anadolu, Doğu ile Batı arasında tıp bilgisinin aktarıldığı, dönüştüğü ve zenginleştiği bir geçiş alanı olarak özel bir vurgu ile ele alınmıştır. Rönesans döneminde Vesalius'un De humani corporis fabrica ile kurduğu modern anatomi programı, Harvey'in dolaşım keşfi, mikroskobun kullanıma girmesi, karşılaştırmalı anatominin yükselişi ve patolojik anatominin kuruluşu gibi dönüm noktaları, beden bilgisinde yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda yöntemsel bir dönüşüm yaşandığını gösterir. Antik otoritenin belirleyici konumunun zayıflaması, doğrudan gözlem, deneysel yöntem ve eleştirel doğrulama kültürünün güçlenmesiyle birlikte anatominin bilgi üretme biçimi de değişmiştir. Bu çalışmada anatomi tarihi, birbirinden kopuk dönemlerin sıralandığı bir kronoloji olarak değil, birbiriyle ilişkili ve çoğu zaman birbirini besleyen bilgi geleneklerinin sürekliliği içinde sunulmuştur. Amaç yalnızca tarihsel olayları aktarmak değil, beden bilgisinin hangi koşullar altında değiştiğini, hangi kanıt türleriyle kurulduğunu ve hangi yöntemsel dayanaklarla doğrulandığını açıklayan bütüncül bir çerçeve ortaya koymaktır. Kitabın anatomi, tıp tarihi, arkeoloji, antropoloji ve bilim tarihi alanlarında çalışan araştırmacılar için bir başvuru kaynağı olmasının yanı sıra, insan bedeninin bilgi tarihine dair derinlemesine düşünmeyi destekleyen bir perspektif sunmasını diliyorum. Bedenin binlerce yıllık keşif yolculuğunda iz bırakan tüm kültürlerin, anatomistlerin ve isimsiz gözlemcilerin katkılarını saygıyla anarak okuyucuyu bu uzun tarihsel serüvenin ayrıntılarını birlikte incelemeye davet ediyorum.
İnsan bedenine dair merak, insanlık tarihinin en eski ve en kalıcı entelektüel güdülerinden biridir. Bu merak, yalnızca biyolojik bir yapıyı anlamaya yönelik bir çaba olmanın ötesinde, insanın kendisiyle, çevresiyle ve içinde yaşadığı evrenle kurduğu ilişkinin temel belirleyicilerinden biri olarak tarih boyunca varlığını sürdürmüştür. Anatomik bilgi, kültürlerin ritüellerinde, mitolojilerinde, tıbbi uygulamalarında ve bilimsel üretimlerinde farklı biçimlerde ortaya çıkmış, her dönem kendi toplumsal ve düşünsel koşulları içinde bedeni ve bedenin anlamını yeniden yorumlamıştır. Bu kitabın amacı, insan anatomisine ilişkin bilginin Paleolitik dönemden günümüz modern bilimine uzanan uzun ve çok katmanlı yolculuğunu geniş bir tarihsel ve kültürel perspektifle ele almaktır. Beden bilgisinin gelişimi yalnızca bilimsel bir ilerleme çizgisi olarak değil, insanın kendini keşfetme biçimlerinin, dünyayı anlamlandırma çabalarının ve yaşam pratiğine yön veren düşünsel süreçlerin bütünlüklü bir yansıması olarak okunmalıdır. Paleolitik dönemde kemikler üzerindeki travma izlerinden Neolitik ritüellerdeki sembolik beden anlayışlarına, Mısır'ın mumyalama tekniklerinden Mezopotamya'nın organ temelli tanılama geleneğine, Hindistan ve Çin'in işlevsel beden modellerinden Antik Yunan'ın gözleme dayalı anatomi yaklaşımına uzanan bu geniş tarihsel zemin, beden bilgisinin çoğu zaman birbirinden kopuk değil, temas eden ve paralel biçimde gelişen bilgi gelenekleri içinde üretildiğini göstermektedir. Bu tarihsel yolculukta Anadolu'nun ayrı bir yeri vardır. Hititlerin tıbbi ve dinî metinlerinden başlayarak Hellenistik Pergamon'da Asklepion geleneğinin güçlenmesi ve tıp tarihinin en etkili figürlerinden biri olan Galen'in anatomi ile klinik gözlem çizgisini bu coğrafyada şekillendirmesi, Anadolu'yu antik tıp tarihinde önemli bir düğüm noktası hâline getirmiştir. Bizans döneminde Konstantinopolis'in metin aktarımındaki rolü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde darüşşifaların klinik pratikteki işlevi ve İslam tıbbıyla kurulan etkileşimler, bu birikimin farklı biçimlerde sürmesini sağlamıştır. Bu nedenle çalışmada Anadolu, Doğu ile Batı arasında tıp bilgisinin aktarıldığı, dönüştüğü ve zenginleştiği bir geçiş alanı olarak özel bir vurgu ile ele alınmıştır. Rönesans döneminde Vesalius'un De humani corporis fabrica ile kurduğu modern anatomi programı, Harvey'in dolaşım keşfi, mikroskobun kullanıma girmesi, karşılaştırmalı anatominin yükselişi ve patolojik anatominin kuruluşu gibi dönüm noktaları, beden bilgisinde yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda yöntemsel bir dönüşüm yaşandığını gösterir. Antik otoritenin belirleyici konumunun zayıflaması, doğrudan gözlem, deneysel yöntem ve eleştirel doğrulama kültürünün güçlenmesiyle birlikte anatominin bilgi üretme biçimi de değişmiştir. Bu çalışmada anatomi tarihi, birbirinden kopuk dönemlerin sıralandığı bir kronoloji olarak değil, birbiriyle ilişkili ve çoğu zaman birbirini besleyen bilgi geleneklerinin sürekliliği içinde sunulmuştur. Amaç yalnızca tarihsel olayları aktarmak değil, beden bilgisinin hangi koşullar altında değiştiğini, hangi kanıt türleriyle kurulduğunu ve hangi yöntemsel dayanaklarla doğrulandığını açıklayan bütüncül bir çerçeve ortaya koymaktır. Kitabın anatomi, tıp tarihi, arkeoloji, antropoloji ve bilim tarihi alanlarında çalışan araştırmacılar için bir başvuru kaynağı olmasının yanı sıra, insan bedeninin bilgi tarihine dair derinlemesine düşünmeyi destekleyen bir perspektif sunmasını diliyorum. Bedenin binlerce yıllık keşif yolculuğunda iz bırakan tüm kültürlerin, anatomistlerin ve isimsiz gözlemcilerin katkılarını saygıyla anarak okuyucuyu bu uzun tarihsel serüvenin ayrıntılarını birlikte incelemeye davet ediyorum.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 750,00    750,00   
2 375,00    750,00   
3 250,00    750,00   
4 187,50    750,00   
5 150,00    750,00   
6 125,00    750,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat