9786253210465
781997
https://www.kitapova.com/ilk-cagda-kurtlerde-gundelik-hayat
İlk Çağda Kürtlerde Gündelik Hayat
224.00
İ.Ö. 401 yılının bir sonbahar gününde, on binden fazla Yunan askeri karlı bir dağ duvarının önünde durdu; ardında kaybettikleri bir savaş, önlerinde ise adını bile tam bilmedikleri bir halkın toprakları vardı. Bu kitap, o dağların ardında kalan dünyanın peşine düşüyor — ama kralların savaşlarını değil, sıradan insanın hayatını anlatıyor. Zagros'un ve Yukarı Dicle'nin sarp yükseltilerinde bir çoban sürüsünü nasıl güttü, bir kadın tezgâhında neyi dokudu, bir aile ölüsünü hangi inançla uğurladı? Ksenophon'un, Strabon'un ve Herodotos'un kaleminden, toprağın altından çıkan kemiklerden, tohumlardan, küplerden ve mezarlardan yola çıkan bu inceleme, günümüz Kürtlerinin yurdunda İlk Çağ boyunca yaşamış toplulukların gündelik hayatını kanıta dayalı bir titizlikle yeniden kuruyor. En çarpıcı yanıysa dürüstlüğü: Hiçbir bilgiyi uydurmuyor, efsaneyle kanıtı özenle ayırıyor, "bilmiyoruz" demekten korkmuyor. Sofradan tapınağa, kervan yollarından mezar odalarına uzanan bu yolculuk, tarihin gerçekte kime ait olduğunu hatırlatıyor: bir dağda uyanıp bir dağda yatan, adı yazılmamış sıradan insanlara.
İ.Ö. 401 yılının bir sonbahar gününde, on binden fazla Yunan askeri karlı bir dağ duvarının önünde durdu; ardında kaybettikleri bir savaş, önlerinde ise adını bile tam bilmedikleri bir halkın toprakları vardı. Bu kitap, o dağların ardında kalan dünyanın peşine düşüyor — ama kralların savaşlarını değil, sıradan insanın hayatını anlatıyor. Zagros'un ve Yukarı Dicle'nin sarp yükseltilerinde bir çoban sürüsünü nasıl güttü, bir kadın tezgâhında neyi dokudu, bir aile ölüsünü hangi inançla uğurladı? Ksenophon'un, Strabon'un ve Herodotos'un kaleminden, toprağın altından çıkan kemiklerden, tohumlardan, küplerden ve mezarlardan yola çıkan bu inceleme, günümüz Kürtlerinin yurdunda İlk Çağ boyunca yaşamış toplulukların gündelik hayatını kanıta dayalı bir titizlikle yeniden kuruyor. En çarpıcı yanıysa dürüstlüğü: Hiçbir bilgiyi uydurmuyor, efsaneyle kanıtı özenle ayırıyor, "bilmiyoruz" demekten korkmuyor. Sofradan tapınağa, kervan yollarından mezar odalarına uzanan bu yolculuk, tarihin gerçekte kime ait olduğunu hatırlatıyor: bir dağda uyanıp bir dağda yatan, adı yazılmamış sıradan insanlara.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.