9786253837624
814278
https://www.kitapova.com/ii-abdulhamidin-haremi-korkulari-aliskanliklari-ve-istanbul-sosyetesi
II. Abdülhamid'in Haremi, Korkuları, Alışkanlıkları ve İstanbul Sosyetesi
274.50
Dodd'un anlatısının merkezinde II. Abdülhamid'in saray mekânı içinde şekillenen kapalı ve kontrollü varlığı bulunur.
Yıldız Sarayı'na giriş, Selamlık merasimi, özel kabul, saray ziyafetleri, tiyatro, ahırlar, hazine, kütüphane ve harem
üzerinden ilerleyen anlatı, hükümdarı doğrudan gözlemlemekten çok onun çevresindeki davranış biçimlerini ve protokol
düzenini görünür kılar. Dodd'un çizdiği Abdülhamid portresinde erişilmezlik, ihtiyat, dikkat ve zihinsel çeviklik
belirleyicidir; hükümdarın kamusal görünürlüğü sıkı bir törensel çerçeveye bağlıyken saray dışındaki hayatı son derece
sınırlı bir alan içinde tutulmaktadır.
Eser ilerledikçe saray merkezinden İstanbul toplumuna doğru genişleyen bir gözlem alanı ortaya çıkar. Harem, saray
kadınlarının gündelik hayatı, cariyelik ve kölelik, kadınların hukuki konumu, evlilik, mahremiyet ve İstanbul sosyetesi;
Avrupa etkisinin Osmanlı toplumunda meydana getirdiği dönüşümle birlikte ele alınır. Dodd, özellikle saray
kadınlarının sosyal ilişkiler, ziyaretler, müzikli toplantılar, geziler ve törenler aracılığıyla İstanbul sosyetesinin etkin bir
parçası olduğunu aktarır; buna karşılık özel hayatın dışarıya karşı korunması, Türk toplumunun temel davranış
kodlarından biri olarak sunulur.
Son bölümde anlatının ağırlık merkezi II. Abdülhamid'in sarayından İstanbul'un tarihsel ve toplumsal dokusuna kayar.
Pera ve Galata, eski ile yeni, yerli gelenek ile Avrupa etkisi ve farklı toplulukların bir arada yaşaması üzerinden
değerlendirilirken İstanbul, siyasal olduğu kadar kültürel bir geçiş alanı olarak tasvir edilir. Dodd'un modernleşmeye
ilişkin yaklaşımı bütünüyle Avrupa-merkezci bir üstünlük fikrine indirgenmez; Mustafa Hilmi Bey ve Sait Paşa gibi
isimler üzerinden, geleneksel yapı ile modern bilgi arasında tedricî bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini savunur.
Bununla birlikte eserin Doğu-Batı karşıtlıklarını, dönemin Amerikan ve Avrupa seyahat edebiyatında yaygın olan
oryantalist bakışın kavramlarıyla kurduğu da göz ardı edilemez. Nitekim çağdaş akademik değerlendirmeler de
Dodd'un gözlemlerinin canlı ve ayrıntılı olmakla birlikte kendi döneminin kültürel bakışından bağımsız olmadığını
vurgular.
Yıldız Sarayı'na giriş, Selamlık merasimi, özel kabul, saray ziyafetleri, tiyatro, ahırlar, hazine, kütüphane ve harem
üzerinden ilerleyen anlatı, hükümdarı doğrudan gözlemlemekten çok onun çevresindeki davranış biçimlerini ve protokol
düzenini görünür kılar. Dodd'un çizdiği Abdülhamid portresinde erişilmezlik, ihtiyat, dikkat ve zihinsel çeviklik
belirleyicidir; hükümdarın kamusal görünürlüğü sıkı bir törensel çerçeveye bağlıyken saray dışındaki hayatı son derece
sınırlı bir alan içinde tutulmaktadır.
Eser ilerledikçe saray merkezinden İstanbul toplumuna doğru genişleyen bir gözlem alanı ortaya çıkar. Harem, saray
kadınlarının gündelik hayatı, cariyelik ve kölelik, kadınların hukuki konumu, evlilik, mahremiyet ve İstanbul sosyetesi;
Avrupa etkisinin Osmanlı toplumunda meydana getirdiği dönüşümle birlikte ele alınır. Dodd, özellikle saray
kadınlarının sosyal ilişkiler, ziyaretler, müzikli toplantılar, geziler ve törenler aracılığıyla İstanbul sosyetesinin etkin bir
parçası olduğunu aktarır; buna karşılık özel hayatın dışarıya karşı korunması, Türk toplumunun temel davranış
kodlarından biri olarak sunulur.
Son bölümde anlatının ağırlık merkezi II. Abdülhamid'in sarayından İstanbul'un tarihsel ve toplumsal dokusuna kayar.
Pera ve Galata, eski ile yeni, yerli gelenek ile Avrupa etkisi ve farklı toplulukların bir arada yaşaması üzerinden
değerlendirilirken İstanbul, siyasal olduğu kadar kültürel bir geçiş alanı olarak tasvir edilir. Dodd'un modernleşmeye
ilişkin yaklaşımı bütünüyle Avrupa-merkezci bir üstünlük fikrine indirgenmez; Mustafa Hilmi Bey ve Sait Paşa gibi
isimler üzerinden, geleneksel yapı ile modern bilgi arasında tedricî bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini savunur.
Bununla birlikte eserin Doğu-Batı karşıtlıklarını, dönemin Amerikan ve Avrupa seyahat edebiyatında yaygın olan
oryantalist bakışın kavramlarıyla kurduğu da göz ardı edilemez. Nitekim çağdaş akademik değerlendirmeler de
Dodd'un gözlemlerinin canlı ve ayrıntılı olmakla birlikte kendi döneminin kültürel bakışından bağımsız olmadığını
vurgular.
Dodd'un anlatısının merkezinde II. Abdülhamid'in saray mekânı içinde şekillenen kapalı ve kontrollü varlığı bulunur.
Yıldız Sarayı'na giriş, Selamlık merasimi, özel kabul, saray ziyafetleri, tiyatro, ahırlar, hazine, kütüphane ve harem
üzerinden ilerleyen anlatı, hükümdarı doğrudan gözlemlemekten çok onun çevresindeki davranış biçimlerini ve protokol
düzenini görünür kılar. Dodd'un çizdiği Abdülhamid portresinde erişilmezlik, ihtiyat, dikkat ve zihinsel çeviklik
belirleyicidir; hükümdarın kamusal görünürlüğü sıkı bir törensel çerçeveye bağlıyken saray dışındaki hayatı son derece
sınırlı bir alan içinde tutulmaktadır.
Eser ilerledikçe saray merkezinden İstanbul toplumuna doğru genişleyen bir gözlem alanı ortaya çıkar. Harem, saray
kadınlarının gündelik hayatı, cariyelik ve kölelik, kadınların hukuki konumu, evlilik, mahremiyet ve İstanbul sosyetesi;
Avrupa etkisinin Osmanlı toplumunda meydana getirdiği dönüşümle birlikte ele alınır. Dodd, özellikle saray
kadınlarının sosyal ilişkiler, ziyaretler, müzikli toplantılar, geziler ve törenler aracılığıyla İstanbul sosyetesinin etkin bir
parçası olduğunu aktarır; buna karşılık özel hayatın dışarıya karşı korunması, Türk toplumunun temel davranış
kodlarından biri olarak sunulur.
Son bölümde anlatının ağırlık merkezi II. Abdülhamid'in sarayından İstanbul'un tarihsel ve toplumsal dokusuna kayar.
Pera ve Galata, eski ile yeni, yerli gelenek ile Avrupa etkisi ve farklı toplulukların bir arada yaşaması üzerinden
değerlendirilirken İstanbul, siyasal olduğu kadar kültürel bir geçiş alanı olarak tasvir edilir. Dodd'un modernleşmeye
ilişkin yaklaşımı bütünüyle Avrupa-merkezci bir üstünlük fikrine indirgenmez; Mustafa Hilmi Bey ve Sait Paşa gibi
isimler üzerinden, geleneksel yapı ile modern bilgi arasında tedricî bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini savunur.
Bununla birlikte eserin Doğu-Batı karşıtlıklarını, dönemin Amerikan ve Avrupa seyahat edebiyatında yaygın olan
oryantalist bakışın kavramlarıyla kurduğu da göz ardı edilemez. Nitekim çağdaş akademik değerlendirmeler de
Dodd'un gözlemlerinin canlı ve ayrıntılı olmakla birlikte kendi döneminin kültürel bakışından bağımsız olmadığını
vurgular.
Yıldız Sarayı'na giriş, Selamlık merasimi, özel kabul, saray ziyafetleri, tiyatro, ahırlar, hazine, kütüphane ve harem
üzerinden ilerleyen anlatı, hükümdarı doğrudan gözlemlemekten çok onun çevresindeki davranış biçimlerini ve protokol
düzenini görünür kılar. Dodd'un çizdiği Abdülhamid portresinde erişilmezlik, ihtiyat, dikkat ve zihinsel çeviklik
belirleyicidir; hükümdarın kamusal görünürlüğü sıkı bir törensel çerçeveye bağlıyken saray dışındaki hayatı son derece
sınırlı bir alan içinde tutulmaktadır.
Eser ilerledikçe saray merkezinden İstanbul toplumuna doğru genişleyen bir gözlem alanı ortaya çıkar. Harem, saray
kadınlarının gündelik hayatı, cariyelik ve kölelik, kadınların hukuki konumu, evlilik, mahremiyet ve İstanbul sosyetesi;
Avrupa etkisinin Osmanlı toplumunda meydana getirdiği dönüşümle birlikte ele alınır. Dodd, özellikle saray
kadınlarının sosyal ilişkiler, ziyaretler, müzikli toplantılar, geziler ve törenler aracılığıyla İstanbul sosyetesinin etkin bir
parçası olduğunu aktarır; buna karşılık özel hayatın dışarıya karşı korunması, Türk toplumunun temel davranış
kodlarından biri olarak sunulur.
Son bölümde anlatının ağırlık merkezi II. Abdülhamid'in sarayından İstanbul'un tarihsel ve toplumsal dokusuna kayar.
Pera ve Galata, eski ile yeni, yerli gelenek ile Avrupa etkisi ve farklı toplulukların bir arada yaşaması üzerinden
değerlendirilirken İstanbul, siyasal olduğu kadar kültürel bir geçiş alanı olarak tasvir edilir. Dodd'un modernleşmeye
ilişkin yaklaşımı bütünüyle Avrupa-merkezci bir üstünlük fikrine indirgenmez; Mustafa Hilmi Bey ve Sait Paşa gibi
isimler üzerinden, geleneksel yapı ile modern bilgi arasında tedricî bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini savunur.
Bununla birlikte eserin Doğu-Batı karşıtlıklarını, dönemin Amerikan ve Avrupa seyahat edebiyatında yaygın olan
oryantalist bakışın kavramlarıyla kurduğu da göz ardı edilemez. Nitekim çağdaş akademik değerlendirmeler de
Dodd'un gözlemlerinin canlı ve ayrıntılı olmakla birlikte kendi döneminin kültürel bakışından bağımsız olmadığını
vurgular.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 274,50 | 274,50 |
| 2 | 137,25 | 274,50 |
| 3 | 91,50 | 274,50 |
| 4 | 68,63 | 274,50 |
| 5 | 54,90 | 274,50 |
| 6 | 45,75 | 274,50 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.