9786259233239
732093
https://www.kitapova.com/elazig-harput-masali-pencereden-bir-tas-geldi
Elazığ-Harput Masalı: Pencereden Bir Taş Geldi
800.00
Harput'un kadim topraklarında, taşların bile birer hafızası, rüzgârın ise anlatacak bir masalı vardır.
Mehmet; geçmişin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, "ejderhanın yutmaya geldiği ama taş kesildiği" o
efsanevi şehirde, kendi içindeki zindanlara hapsolmuş bir "çılgın dâhi". Sevdiklerini birer bulut gibi
gökyüzüne uğurladığından beri hayata dokunmaya korkan, takıntılarını bir zırh gibi kuşanan ama yüreği
karaleyleklerin beyaz bağrı kadar saf bir adam.
Solmaz; İstanbul'un yorgun maviliğinden kaçıp Harput'un tozlu ve gizemli sokaklarına sığınan, cübbesinde
iliği olmayan ama vicdanının sesini her şeyin üzerinde tutan bir hâkim.
Bir pencereye değen küçük bir çakıl taşı, sadece camı mı titretiyordu yoksa yıllardır suskun kalan kalpleri
mi? Pencereden gelen o taş, bazen beklenen bir müjdedir, bazen de dilsiz acıların feryadı...
Harput'un eğik minaresinin gölgesinde, zümrüt yeşili Fırat'ın kıvrımlarında ve mavi elbiseli bir bez bebeğin
hüzünlü bakışlarında; adaletin, sadakatin ve mucizelerin peşine düşmeye hazır mısınız?
Bu sadece bir aşk hikâyesi değil; her biri yarım kalmış resmini tamamlamaya çalışan, "nursuzların
karanlığına inat, Tanrı'nın gözlerine inanan" insanların; dostlukla, müzikle ve sabırla örülmüş iyileşme
destanıdır.
"Kaldı ki burası dünya... Burada bir şeyler hep yarım kalacak.". Ama belki de hayat, o yarım kalmışlıkların
arasındaki bir adımlık boşluğa cesaretle atlamaktır.
Harput'un taşları dile geldiğinde, tek bir soru yankılanır: Sizin masalınız nerede başlıyor?
Harput'un kadim topraklarında, taşların bile birer hafızası, rüzgârın ise anlatacak bir masalı vardır.
Mehmet; geçmişin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, "ejderhanın yutmaya geldiği ama taş kesildiği" o
efsanevi şehirde, kendi içindeki zindanlara hapsolmuş bir "çılgın dâhi". Sevdiklerini birer bulut gibi
gökyüzüne uğurladığından beri hayata dokunmaya korkan, takıntılarını bir zırh gibi kuşanan ama yüreği
karaleyleklerin beyaz bağrı kadar saf bir adam.
Solmaz; İstanbul'un yorgun maviliğinden kaçıp Harput'un tozlu ve gizemli sokaklarına sığınan, cübbesinde
iliği olmayan ama vicdanının sesini her şeyin üzerinde tutan bir hâkim.
Bir pencereye değen küçük bir çakıl taşı, sadece camı mı titretiyordu yoksa yıllardır suskun kalan kalpleri
mi? Pencereden gelen o taş, bazen beklenen bir müjdedir, bazen de dilsiz acıların feryadı...
Harput'un eğik minaresinin gölgesinde, zümrüt yeşili Fırat'ın kıvrımlarında ve mavi elbiseli bir bez bebeğin
hüzünlü bakışlarında; adaletin, sadakatin ve mucizelerin peşine düşmeye hazır mısınız?
Bu sadece bir aşk hikâyesi değil; her biri yarım kalmış resmini tamamlamaya çalışan, "nursuzların
karanlığına inat, Tanrı'nın gözlerine inanan" insanların; dostlukla, müzikle ve sabırla örülmüş iyileşme
destanıdır.
"Kaldı ki burası dünya... Burada bir şeyler hep yarım kalacak.". Ama belki de hayat, o yarım kalmışlıkların
arasındaki bir adımlık boşluğa cesaretle atlamaktır.
Harput'un taşları dile geldiğinde, tek bir soru yankılanır: Sizin masalınız nerede başlıyor?
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.