Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
9786255988393
819960
https://www.kitapova.com/dilimizde-cift-catal-yurekli-insanlardik
Dilimizde Çift Çatal Yürekli İnsanlardık
113.60
Hüseyin A. Şimşek'in şiirleri (biri Almanca seçki olmak üzere) elinizdekiyle birlikte toplam beş kitap hâlinde okurla buluşmuş durumda. Şairin ilk dönem şiirlerinden başlayarak göç ve sürgün, neredeyse bütün şiir kitaplarında öne çıkan temel izleklerden biri. İnsanların yüz yüze kaldığı coğrafi ve kültürel yer değiştirmeler, bunun yol açtığı sürgün psikolojisi, Şimşek'in şiirlerine derinlemesine yansır.
Bir diğer önemli izlek, kent yaşamını sorgulamaktır. Devasa mekânlar arasında ve içinde sıkışıp mekanikleşerek yabancılaşma, sıkı bir eleştirel süzgeçten geçirilir. Tabii ki şiiri şiir yapan söz sanatları marifetiyle yapılır bu. Okur hem kendisine hem de kendisinin başkalarıyla arasına çizdiği sınırlar, ördüğü duvarlarla yüzleşir. Mekânlar sadece coğrafi birer unsur değil, insana yaşama olanağı sağlarken bölünmüşlüğünü de temsil eden birer semboldürler. Bölünmüşlük "ana yurt" - "yeni yurt" arasında sıkışan göçmenlere has bir hâl değil sadece. İsabetli betimlemelerle "yerliler"in içinde sürekli büyüyen boşluğa da işaret edilir. Geçmişi arkada bırakırken geleceği kurmakta zorlanan göçmenin karın ağrısı "bir yere ait olamama" ise, yerli ahalinin kâbusu "kadim yurduna ait kalamama"dır. Yani, yerli ahali de geleceğini istediği gibi inşa edememe sancısı içindedir.
Şimşek'in şiiri, genel anlamda lirik ama keskin bir politik/toplumsal gerçekçilikle örülüdür. Sözcük seçimleri nettir, imge örgüsü ise doğrudan hitap eder ve oldukça vurucudur.
Bir diğer önemli izlek, kent yaşamını sorgulamaktır. Devasa mekânlar arasında ve içinde sıkışıp mekanikleşerek yabancılaşma, sıkı bir eleştirel süzgeçten geçirilir. Tabii ki şiiri şiir yapan söz sanatları marifetiyle yapılır bu. Okur hem kendisine hem de kendisinin başkalarıyla arasına çizdiği sınırlar, ördüğü duvarlarla yüzleşir. Mekânlar sadece coğrafi birer unsur değil, insana yaşama olanağı sağlarken bölünmüşlüğünü de temsil eden birer semboldürler. Bölünmüşlük "ana yurt" - "yeni yurt" arasında sıkışan göçmenlere has bir hâl değil sadece. İsabetli betimlemelerle "yerliler"in içinde sürekli büyüyen boşluğa da işaret edilir. Geçmişi arkada bırakırken geleceği kurmakta zorlanan göçmenin karın ağrısı "bir yere ait olamama" ise, yerli ahalinin kâbusu "kadim yurduna ait kalamama"dır. Yani, yerli ahali de geleceğini istediği gibi inşa edememe sancısı içindedir.
Şimşek'in şiiri, genel anlamda lirik ama keskin bir politik/toplumsal gerçekçilikle örülüdür. Sözcük seçimleri nettir, imge örgüsü ise doğrudan hitap eder ve oldukça vurucudur.
Hüseyin A. Şimşek'in şiirleri (biri Almanca seçki olmak üzere) elinizdekiyle birlikte toplam beş kitap hâlinde okurla buluşmuş durumda. Şairin ilk dönem şiirlerinden başlayarak göç ve sürgün, neredeyse bütün şiir kitaplarında öne çıkan temel izleklerden biri. İnsanların yüz yüze kaldığı coğrafi ve kültürel yer değiştirmeler, bunun yol açtığı sürgün psikolojisi, Şimşek'in şiirlerine derinlemesine yansır.
Bir diğer önemli izlek, kent yaşamını sorgulamaktır. Devasa mekânlar arasında ve içinde sıkışıp mekanikleşerek yabancılaşma, sıkı bir eleştirel süzgeçten geçirilir. Tabii ki şiiri şiir yapan söz sanatları marifetiyle yapılır bu. Okur hem kendisine hem de kendisinin başkalarıyla arasına çizdiği sınırlar, ördüğü duvarlarla yüzleşir. Mekânlar sadece coğrafi birer unsur değil, insana yaşama olanağı sağlarken bölünmüşlüğünü de temsil eden birer semboldürler. Bölünmüşlük "ana yurt" - "yeni yurt" arasında sıkışan göçmenlere has bir hâl değil sadece. İsabetli betimlemelerle "yerliler"in içinde sürekli büyüyen boşluğa da işaret edilir. Geçmişi arkada bırakırken geleceği kurmakta zorlanan göçmenin karın ağrısı "bir yere ait olamama" ise, yerli ahalinin kâbusu "kadim yurduna ait kalamama"dır. Yani, yerli ahali de geleceğini istediği gibi inşa edememe sancısı içindedir.
Şimşek'in şiiri, genel anlamda lirik ama keskin bir politik/toplumsal gerçekçilikle örülüdür. Sözcük seçimleri nettir, imge örgüsü ise doğrudan hitap eder ve oldukça vurucudur.
Bir diğer önemli izlek, kent yaşamını sorgulamaktır. Devasa mekânlar arasında ve içinde sıkışıp mekanikleşerek yabancılaşma, sıkı bir eleştirel süzgeçten geçirilir. Tabii ki şiiri şiir yapan söz sanatları marifetiyle yapılır bu. Okur hem kendisine hem de kendisinin başkalarıyla arasına çizdiği sınırlar, ördüğü duvarlarla yüzleşir. Mekânlar sadece coğrafi birer unsur değil, insana yaşama olanağı sağlarken bölünmüşlüğünü de temsil eden birer semboldürler. Bölünmüşlük "ana yurt" - "yeni yurt" arasında sıkışan göçmenlere has bir hâl değil sadece. İsabetli betimlemelerle "yerliler"in içinde sürekli büyüyen boşluğa da işaret edilir. Geçmişi arkada bırakırken geleceği kurmakta zorlanan göçmenin karın ağrısı "bir yere ait olamama" ise, yerli ahalinin kâbusu "kadim yurduna ait kalamama"dır. Yani, yerli ahali de geleceğini istediği gibi inşa edememe sancısı içindedir.
Şimşek'in şiiri, genel anlamda lirik ama keskin bir politik/toplumsal gerçekçilikle örülüdür. Sözcük seçimleri nettir, imge örgüsü ise doğrudan hitap eder ve oldukça vurucudur.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.