9786256057487
731839
https://www.kitapova.com/birak-artik
Bırak Artık
187.00
Sırtımızda bir yük var. Adını koyamadığımız ama her gün biraz daha ağırlaşan bir yük. Hayat
kolaylaştıkça neden bu kadar yoruluyoruz?
Selen Baranoğlu bu sorunun cevabını fazlalıkta buluyor. Gezegeni insan eliyle
dönüştürdüğümüz çağa bilim Antroposen diyor; Baranoğlu ise aynı mantığın iç dünyamızı
nasıl istila ettiğini gösteriyor: biriktirdiğimiz eşyalar, bırakamadığımız alışkanlıklar, taşımaya
devam ettiğimiz beklentiler, sürdüremediğimiz roller.
Bırak Artık. bir eksiltme rehberi değil, bir görme kılavuzu. Baranoğlu, “fazlalık ikilemi”
kavramıyla tutunma ile tüketme hali arasında nasıl sıkıştığımızı gösteriyor. Kırmadan,
dökmeden vedalaşmayı öğreten “sessiz veda” ile ilişkilerde sadeleşmenin, her alanda
fazlalıkları bırakmanın, fiziksel, zihinsel ve ilişkisel alanlarda biriken fazlalığı fark etmenin,
dikkat ekonomisinin ve karar yorgunluğunun pençesinden çıkmanın, “hayır” diyebilmenin ve
sınır koymanın somut bir haritasını çiziyor. Kendi hayatından dönüm noktalarını, kişisel
gelişim literatüründen süzdüğü içgörüleri ve Byung-Chul Han'dan, Zygmunt Bauman ve Kohei
Saito'ya uzanan geniş bir okumayı tek bir cümleye bağlıyor: Heykel zaten taşın içinde,
yapman gereken sadece fazlalıkları almak.
Bu kitap sana ne eklemen gerektiğini değil, artık neyi taşımaman gerektiğini gösteriyor.
Çünkü bazen özgürlük, bir şey kazanmak değil, bir şeyi bırakabilmektir.
Sırtımızda bir yük var. Adını koyamadığımız ama her gün biraz daha ağırlaşan bir yük. Hayat
kolaylaştıkça neden bu kadar yoruluyoruz?
Selen Baranoğlu bu sorunun cevabını fazlalıkta buluyor. Gezegeni insan eliyle
dönüştürdüğümüz çağa bilim Antroposen diyor; Baranoğlu ise aynı mantığın iç dünyamızı
nasıl istila ettiğini gösteriyor: biriktirdiğimiz eşyalar, bırakamadığımız alışkanlıklar, taşımaya
devam ettiğimiz beklentiler, sürdüremediğimiz roller.
Bırak Artık. bir eksiltme rehberi değil, bir görme kılavuzu. Baranoğlu, “fazlalık ikilemi”
kavramıyla tutunma ile tüketme hali arasında nasıl sıkıştığımızı gösteriyor. Kırmadan,
dökmeden vedalaşmayı öğreten “sessiz veda” ile ilişkilerde sadeleşmenin, her alanda
fazlalıkları bırakmanın, fiziksel, zihinsel ve ilişkisel alanlarda biriken fazlalığı fark etmenin,
dikkat ekonomisinin ve karar yorgunluğunun pençesinden çıkmanın, “hayır” diyebilmenin ve
sınır koymanın somut bir haritasını çiziyor. Kendi hayatından dönüm noktalarını, kişisel
gelişim literatüründen süzdüğü içgörüleri ve Byung-Chul Han'dan, Zygmunt Bauman ve Kohei
Saito'ya uzanan geniş bir okumayı tek bir cümleye bağlıyor: Heykel zaten taşın içinde,
yapman gereken sadece fazlalıkları almak.
Bu kitap sana ne eklemen gerektiğini değil, artık neyi taşımaman gerektiğini gösteriyor.
Çünkü bazen özgürlük, bir şey kazanmak değil, bir şeyi bırakabilmektir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.