9786259351704
700171
https://www.kitapova.com/bir-nida
Bir Nida
200.00
Mevsim bahar, hafif esen rüzgâr, uçuşan martıların sesi, kıyıya vuran dalgalar, şehrin incisi, İstanbul Boğazı, gündüzü güneş ile parlarken, gecesi şehrin Işıklarıyla bambaşka bir hâl alır. Boğazın kıyısını süsleyen Ortaköy caminin penceresinden bakmalı bide denizin mavisine... Bakmalı bakmasına Sadece gözüyle bakanlar, nasıl görsün Rabbini! Halbuki baktığın her yer bir ayet değil miydi?
Bu güzelliklerin içinde koşturmacalı bir hayatı vardı, İstanbul'un... Ortalama olarak sabahın altısında başlayan akşam sekize kadar süren, sistemin dayatmış olduğu çalışma saatleri. Metro, otobüs, tramvay, vapurlar; sabahın erken saatlerinde, dolup taşıyordu. Günde oniki saati çalışmak ile, iki saati de trafikte geçen köleleştirilmiş bir toplum! Akşam olduğunda evine dönen yorgun bedenler; yemek yedikten sonra yine sistemin hayatlara dayattığı, içini haramların, fuhuşun içerdiği filmleri seyrettikten sonra uyumaya geçiyorlardı... Hafta sonları da futbolla, gezmeyle, çalışan kadın ise; bir kısmı da ev temizliğiyle harcıyordu.
Semtlerin meydanlarında her fikre sahip insanları görmek kaçınılmazdır. Ateist, deist, kominist, eşcinsel, putperest... Ve her türlü fuhşiyat. açıktan, gözler Önünde işlenilir. Bunun da adına; "özgürlük" denmişti. Sahi neydi, özgürlük!? Yarı çıplak giyinip hain bakışları üstüne çekmek mi? Ulu orta yerde içki içmek mi? Muhafazakâr ailelerin çocuklarının önünde yapmaya haya ettiği şeyleri, ulu orta yerde helal olmayan birliktelikleri yaşamak mıydı (!) özgürlük?
Mevsim bahar, hafif esen rüzgâr, uçuşan martıların sesi, kıyıya vuran dalgalar, şehrin incisi, İstanbul Boğazı, gündüzü güneş ile parlarken, gecesi şehrin Işıklarıyla bambaşka bir hâl alır. Boğazın kıyısını süsleyen Ortaköy caminin penceresinden bakmalı bide denizin mavisine... Bakmalı bakmasına Sadece gözüyle bakanlar, nasıl görsün Rabbini! Halbuki baktığın her yer bir ayet değil miydi?
Bu güzelliklerin içinde koşturmacalı bir hayatı vardı, İstanbul'un... Ortalama olarak sabahın altısında başlayan akşam sekize kadar süren, sistemin dayatmış olduğu çalışma saatleri. Metro, otobüs, tramvay, vapurlar; sabahın erken saatlerinde, dolup taşıyordu. Günde oniki saati çalışmak ile, iki saati de trafikte geçen köleleştirilmiş bir toplum! Akşam olduğunda evine dönen yorgun bedenler; yemek yedikten sonra yine sistemin hayatlara dayattığı, içini haramların, fuhuşun içerdiği filmleri seyrettikten sonra uyumaya geçiyorlardı... Hafta sonları da futbolla, gezmeyle, çalışan kadın ise; bir kısmı da ev temizliğiyle harcıyordu.
Semtlerin meydanlarında her fikre sahip insanları görmek kaçınılmazdır. Ateist, deist, kominist, eşcinsel, putperest... Ve her türlü fuhşiyat. açıktan, gözler Önünde işlenilir. Bunun da adına; "özgürlük" denmişti. Sahi neydi, özgürlük!? Yarı çıplak giyinip hain bakışları üstüne çekmek mi? Ulu orta yerde içki içmek mi? Muhafazakâr ailelerin çocuklarının önünde yapmaya haya ettiği şeyleri, ulu orta yerde helal olmayan birliktelikleri yaşamak mıydı (!) özgürlük?
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 200,00 | 200,00 |
| 2 | 100,00 | 200,00 |
| 3 | 66,67 | 200,00 |
| 4 | 50,00 | 200,00 |
| 5 | 40,00 | 200,00 |
| 6 | 33,33 | 200,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.