Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
9786258915389
818675
https://www.kitapova.com/ah-su-fizik-baklava-dilimi-metodu
Ah Şu Fizik;Baklava Dilimi Metodu
395.89
Avusturyalı eğitimci ve filozof Ivan Illich, 1971 yılında yayımlanan 'O k u l s u z T o p l u m' kitabında,
adından da anlaşılabileceği gibi, son derece radikal bir öneriyle, eğitim ve öğrenimin kurumlaşmış
temsilcilerini, hiç meklemedikleri bir şaşkınlığa uğrattı. Illich, okulsuz bir toplum öneriyor ve bunu, verili
eğitim ve öğrenim sistemlerinin, edilgin ve düzene itaat eden bireyler ürettiğini belirtiyor; dahası,
öğrencilerin yeteneklerini iğdiş ederek onlarda var olan yaratıcılığı yok ettiğini öne sürüyordu…
Dolayısıyla, eğitim ve öğrenim okulla sınırlı olmaktan çıkarılmalı ve yaygınlaştırılmalıydı. Illich'e göre,
öğrenim, her yerdeydi…
Türkiye'de, eğitim ve öğrenimin, öteden beri, Illich'in eleştirdiği kertede ağır değilse de, onun öne
sürdüklerine ilişkin itirazlar ve endişeler söz konusu olmuştur; - olmaktadır da! Ama bu itirazlar ve
endişeler, Illich'in çözüm önerisi kadar radikal olmamıştır. Öyleyse şunu sormak gerekir: okulsuz bir
düzen önerilemediğine göre, Illich'in eleştirilerini, ona rağmen okullu bir toplumda ortadan kaldırmak
mümkün olabilir mi? Evet, okullu bir toplumda öğrencilerin edilgin ve itaatkâr olmayan yaratıcı bireyleri
yetiştirmek! Mümkün mü?
Mehmet Demirkapı'nın 'Â h Ş u F i z i k' başlıklı bu kapsamlı çalışması, -kendi deyişiyle- 'otuz beş yıl
eğitimci olarak çalış[an], on sekiz yıl öğrenci olarak eğitimin içinde; yaklaşık on yıldır yazarın şehirlerde,
kasabalarda, fuarlarda, okullarda söyleşi ve konferanslarla, hayatın ve eğitimin hep içinde' olan bir yazarın
deney, gözlem dolayısıyla bilgi, tecrübe ve donanımla [müktesebatla] ürettiği bir yapıt.
Demirkapı, o yıllarca önce seyrettiğimiz 'Ö l ü O z a n l a r D e r n e ğ i'ndeki öğretmen gibi,
öğrencilerini, sistemin dayattığı ders kitaplarını bir kenara atmak gibi, Illich'den farklı ama o kadar radikal
bir çözüm de öneriyor değil. Ne okulları kapatmak ne ders kitaplarını yırtıp çöpe atmak! Ama her ikisinde
örtük bir eğitim felsefesi var: okulu hayata, hayatın içine taşımak! Kitabın 'G i r i ş' bölümünde Demirkapı,
'İşte bu ülkenin mutsuz insanlarını mutlu etme, bir nebze bu kitapla artacak!' Bu, onun da belirttiği gibi
iddialı bir cümledir; ama hayatla eğitim ve öğrenim arasında kurulacak olan bağıntı, elbette mutluluktan
geçecektir: Nureddin Topçu da, 'T ü r k i y e' d e M a a r i f D a v â s ı'nda aynı kanıdadır: 'İnsan hayatı
yaşayarak tecrübelerle öğrenir. Okul, mutluluğu anlamlı kılan bir kurumdur.'
Demirkapı, kitabında bir metot öneriyor: Baklava dilimi metodu: O dilimde ilk üçgen, başarmanın sırrını;
ikinci üçgen, mutluluğun sırrını temsil eder: Demirkapı'ya göre baklava dilimi metodu, 'hayatın sırrı'dır.
Kitabın 1 Bölümü 'öğrencilere'dir. Burada eğitimin 'H e d e f'i, çalışmaya ve disipline bağlanır: Çalışma
ve disiplin, Hedef'te bulunan Başarı'yı ve Mutluluğu mümkün kılar. Başarı ve Mutluluk, ayrıca A ş k'ın da
hedefindedir: Buysa, fedakarlık ve sevgiyle sağlanacaktır.
Sadece teori mi? Elbette, hayır! Kitap şiirler, öyküler, konuşmalar, alıntılarla desteklenen ahlakçı bir
eğitim felsefesinin bütün pratiklerini kuşatıyor.
Sanki Illch, Topçu ve Demirkapı söyleşmişler gibi…
hilmi yavuz
adından da anlaşılabileceği gibi, son derece radikal bir öneriyle, eğitim ve öğrenimin kurumlaşmış
temsilcilerini, hiç meklemedikleri bir şaşkınlığa uğrattı. Illich, okulsuz bir toplum öneriyor ve bunu, verili
eğitim ve öğrenim sistemlerinin, edilgin ve düzene itaat eden bireyler ürettiğini belirtiyor; dahası,
öğrencilerin yeteneklerini iğdiş ederek onlarda var olan yaratıcılığı yok ettiğini öne sürüyordu…
Dolayısıyla, eğitim ve öğrenim okulla sınırlı olmaktan çıkarılmalı ve yaygınlaştırılmalıydı. Illich'e göre,
öğrenim, her yerdeydi…
Türkiye'de, eğitim ve öğrenimin, öteden beri, Illich'in eleştirdiği kertede ağır değilse de, onun öne
sürdüklerine ilişkin itirazlar ve endişeler söz konusu olmuştur; - olmaktadır da! Ama bu itirazlar ve
endişeler, Illich'in çözüm önerisi kadar radikal olmamıştır. Öyleyse şunu sormak gerekir: okulsuz bir
düzen önerilemediğine göre, Illich'in eleştirilerini, ona rağmen okullu bir toplumda ortadan kaldırmak
mümkün olabilir mi? Evet, okullu bir toplumda öğrencilerin edilgin ve itaatkâr olmayan yaratıcı bireyleri
yetiştirmek! Mümkün mü?
Mehmet Demirkapı'nın 'Â h Ş u F i z i k' başlıklı bu kapsamlı çalışması, -kendi deyişiyle- 'otuz beş yıl
eğitimci olarak çalış[an], on sekiz yıl öğrenci olarak eğitimin içinde; yaklaşık on yıldır yazarın şehirlerde,
kasabalarda, fuarlarda, okullarda söyleşi ve konferanslarla, hayatın ve eğitimin hep içinde' olan bir yazarın
deney, gözlem dolayısıyla bilgi, tecrübe ve donanımla [müktesebatla] ürettiği bir yapıt.
Demirkapı, o yıllarca önce seyrettiğimiz 'Ö l ü O z a n l a r D e r n e ğ i'ndeki öğretmen gibi,
öğrencilerini, sistemin dayattığı ders kitaplarını bir kenara atmak gibi, Illich'den farklı ama o kadar radikal
bir çözüm de öneriyor değil. Ne okulları kapatmak ne ders kitaplarını yırtıp çöpe atmak! Ama her ikisinde
örtük bir eğitim felsefesi var: okulu hayata, hayatın içine taşımak! Kitabın 'G i r i ş' bölümünde Demirkapı,
'İşte bu ülkenin mutsuz insanlarını mutlu etme, bir nebze bu kitapla artacak!' Bu, onun da belirttiği gibi
iddialı bir cümledir; ama hayatla eğitim ve öğrenim arasında kurulacak olan bağıntı, elbette mutluluktan
geçecektir: Nureddin Topçu da, 'T ü r k i y e' d e M a a r i f D a v â s ı'nda aynı kanıdadır: 'İnsan hayatı
yaşayarak tecrübelerle öğrenir. Okul, mutluluğu anlamlı kılan bir kurumdur.'
Demirkapı, kitabında bir metot öneriyor: Baklava dilimi metodu: O dilimde ilk üçgen, başarmanın sırrını;
ikinci üçgen, mutluluğun sırrını temsil eder: Demirkapı'ya göre baklava dilimi metodu, 'hayatın sırrı'dır.
Kitabın 1 Bölümü 'öğrencilere'dir. Burada eğitimin 'H e d e f'i, çalışmaya ve disipline bağlanır: Çalışma
ve disiplin, Hedef'te bulunan Başarı'yı ve Mutluluğu mümkün kılar. Başarı ve Mutluluk, ayrıca A ş k'ın da
hedefindedir: Buysa, fedakarlık ve sevgiyle sağlanacaktır.
Sadece teori mi? Elbette, hayır! Kitap şiirler, öyküler, konuşmalar, alıntılarla desteklenen ahlakçı bir
eğitim felsefesinin bütün pratiklerini kuşatıyor.
Sanki Illch, Topçu ve Demirkapı söyleşmişler gibi…
hilmi yavuz
Avusturyalı eğitimci ve filozof Ivan Illich, 1971 yılında yayımlanan 'O k u l s u z T o p l u m' kitabında,
adından da anlaşılabileceği gibi, son derece radikal bir öneriyle, eğitim ve öğrenimin kurumlaşmış
temsilcilerini, hiç meklemedikleri bir şaşkınlığa uğrattı. Illich, okulsuz bir toplum öneriyor ve bunu, verili
eğitim ve öğrenim sistemlerinin, edilgin ve düzene itaat eden bireyler ürettiğini belirtiyor; dahası,
öğrencilerin yeteneklerini iğdiş ederek onlarda var olan yaratıcılığı yok ettiğini öne sürüyordu…
Dolayısıyla, eğitim ve öğrenim okulla sınırlı olmaktan çıkarılmalı ve yaygınlaştırılmalıydı. Illich'e göre,
öğrenim, her yerdeydi…
Türkiye'de, eğitim ve öğrenimin, öteden beri, Illich'in eleştirdiği kertede ağır değilse de, onun öne
sürdüklerine ilişkin itirazlar ve endişeler söz konusu olmuştur; - olmaktadır da! Ama bu itirazlar ve
endişeler, Illich'in çözüm önerisi kadar radikal olmamıştır. Öyleyse şunu sormak gerekir: okulsuz bir
düzen önerilemediğine göre, Illich'in eleştirilerini, ona rağmen okullu bir toplumda ortadan kaldırmak
mümkün olabilir mi? Evet, okullu bir toplumda öğrencilerin edilgin ve itaatkâr olmayan yaratıcı bireyleri
yetiştirmek! Mümkün mü?
Mehmet Demirkapı'nın 'Â h Ş u F i z i k' başlıklı bu kapsamlı çalışması, -kendi deyişiyle- 'otuz beş yıl
eğitimci olarak çalış[an], on sekiz yıl öğrenci olarak eğitimin içinde; yaklaşık on yıldır yazarın şehirlerde,
kasabalarda, fuarlarda, okullarda söyleşi ve konferanslarla, hayatın ve eğitimin hep içinde' olan bir yazarın
deney, gözlem dolayısıyla bilgi, tecrübe ve donanımla [müktesebatla] ürettiği bir yapıt.
Demirkapı, o yıllarca önce seyrettiğimiz 'Ö l ü O z a n l a r D e r n e ğ i'ndeki öğretmen gibi,
öğrencilerini, sistemin dayattığı ders kitaplarını bir kenara atmak gibi, Illich'den farklı ama o kadar radikal
bir çözüm de öneriyor değil. Ne okulları kapatmak ne ders kitaplarını yırtıp çöpe atmak! Ama her ikisinde
örtük bir eğitim felsefesi var: okulu hayata, hayatın içine taşımak! Kitabın 'G i r i ş' bölümünde Demirkapı,
'İşte bu ülkenin mutsuz insanlarını mutlu etme, bir nebze bu kitapla artacak!' Bu, onun da belirttiği gibi
iddialı bir cümledir; ama hayatla eğitim ve öğrenim arasında kurulacak olan bağıntı, elbette mutluluktan
geçecektir: Nureddin Topçu da, 'T ü r k i y e' d e M a a r i f D a v â s ı'nda aynı kanıdadır: 'İnsan hayatı
yaşayarak tecrübelerle öğrenir. Okul, mutluluğu anlamlı kılan bir kurumdur.'
Demirkapı, kitabında bir metot öneriyor: Baklava dilimi metodu: O dilimde ilk üçgen, başarmanın sırrını;
ikinci üçgen, mutluluğun sırrını temsil eder: Demirkapı'ya göre baklava dilimi metodu, 'hayatın sırrı'dır.
Kitabın 1 Bölümü 'öğrencilere'dir. Burada eğitimin 'H e d e f'i, çalışmaya ve disipline bağlanır: Çalışma
ve disiplin, Hedef'te bulunan Başarı'yı ve Mutluluğu mümkün kılar. Başarı ve Mutluluk, ayrıca A ş k'ın da
hedefindedir: Buysa, fedakarlık ve sevgiyle sağlanacaktır.
Sadece teori mi? Elbette, hayır! Kitap şiirler, öyküler, konuşmalar, alıntılarla desteklenen ahlakçı bir
eğitim felsefesinin bütün pratiklerini kuşatıyor.
Sanki Illch, Topçu ve Demirkapı söyleşmişler gibi…
hilmi yavuz
adından da anlaşılabileceği gibi, son derece radikal bir öneriyle, eğitim ve öğrenimin kurumlaşmış
temsilcilerini, hiç meklemedikleri bir şaşkınlığa uğrattı. Illich, okulsuz bir toplum öneriyor ve bunu, verili
eğitim ve öğrenim sistemlerinin, edilgin ve düzene itaat eden bireyler ürettiğini belirtiyor; dahası,
öğrencilerin yeteneklerini iğdiş ederek onlarda var olan yaratıcılığı yok ettiğini öne sürüyordu…
Dolayısıyla, eğitim ve öğrenim okulla sınırlı olmaktan çıkarılmalı ve yaygınlaştırılmalıydı. Illich'e göre,
öğrenim, her yerdeydi…
Türkiye'de, eğitim ve öğrenimin, öteden beri, Illich'in eleştirdiği kertede ağır değilse de, onun öne
sürdüklerine ilişkin itirazlar ve endişeler söz konusu olmuştur; - olmaktadır da! Ama bu itirazlar ve
endişeler, Illich'in çözüm önerisi kadar radikal olmamıştır. Öyleyse şunu sormak gerekir: okulsuz bir
düzen önerilemediğine göre, Illich'in eleştirilerini, ona rağmen okullu bir toplumda ortadan kaldırmak
mümkün olabilir mi? Evet, okullu bir toplumda öğrencilerin edilgin ve itaatkâr olmayan yaratıcı bireyleri
yetiştirmek! Mümkün mü?
Mehmet Demirkapı'nın 'Â h Ş u F i z i k' başlıklı bu kapsamlı çalışması, -kendi deyişiyle- 'otuz beş yıl
eğitimci olarak çalış[an], on sekiz yıl öğrenci olarak eğitimin içinde; yaklaşık on yıldır yazarın şehirlerde,
kasabalarda, fuarlarda, okullarda söyleşi ve konferanslarla, hayatın ve eğitimin hep içinde' olan bir yazarın
deney, gözlem dolayısıyla bilgi, tecrübe ve donanımla [müktesebatla] ürettiği bir yapıt.
Demirkapı, o yıllarca önce seyrettiğimiz 'Ö l ü O z a n l a r D e r n e ğ i'ndeki öğretmen gibi,
öğrencilerini, sistemin dayattığı ders kitaplarını bir kenara atmak gibi, Illich'den farklı ama o kadar radikal
bir çözüm de öneriyor değil. Ne okulları kapatmak ne ders kitaplarını yırtıp çöpe atmak! Ama her ikisinde
örtük bir eğitim felsefesi var: okulu hayata, hayatın içine taşımak! Kitabın 'G i r i ş' bölümünde Demirkapı,
'İşte bu ülkenin mutsuz insanlarını mutlu etme, bir nebze bu kitapla artacak!' Bu, onun da belirttiği gibi
iddialı bir cümledir; ama hayatla eğitim ve öğrenim arasında kurulacak olan bağıntı, elbette mutluluktan
geçecektir: Nureddin Topçu da, 'T ü r k i y e' d e M a a r i f D a v â s ı'nda aynı kanıdadır: 'İnsan hayatı
yaşayarak tecrübelerle öğrenir. Okul, mutluluğu anlamlı kılan bir kurumdur.'
Demirkapı, kitabında bir metot öneriyor: Baklava dilimi metodu: O dilimde ilk üçgen, başarmanın sırrını;
ikinci üçgen, mutluluğun sırrını temsil eder: Demirkapı'ya göre baklava dilimi metodu, 'hayatın sırrı'dır.
Kitabın 1 Bölümü 'öğrencilere'dir. Burada eğitimin 'H e d e f'i, çalışmaya ve disipline bağlanır: Çalışma
ve disiplin, Hedef'te bulunan Başarı'yı ve Mutluluğu mümkün kılar. Başarı ve Mutluluk, ayrıca A ş k'ın da
hedefindedir: Buysa, fedakarlık ve sevgiyle sağlanacaktır.
Sadece teori mi? Elbette, hayır! Kitap şiirler, öyküler, konuşmalar, alıntılarla desteklenen ahlakçı bir
eğitim felsefesinin bütün pratiklerini kuşatıyor.
Sanki Illch, Topçu ve Demirkapı söyleşmişler gibi…
hilmi yavuz
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 395,89 | 395,89 |
| 2 | 197,95 | 395,89 |
| 3 | 131,96 | 395,89 |
| 4 | 98,97 | 395,89 |
| 5 | 79,18 | 395,89 |
| 6 | 65,98 | 395,89 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.